..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir şey yaşam kadar tatlı değildir. -Euripides
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Oluşum Romanı > Diren Yardımlı




25 Ekim 2003
Karanlığı Boyamak - Muşka'nın Uyanışı  
Diren Yardımlı
Aynı upuzun dil de vardı, ve kulakları dereye sarkıyor, neredeyse suya değiyordu. Muşka artık sonsuza kadar o derenin suyunu içecekti. Ve aynı zamanda Serena’ya verdiğim resimdeki gibi sonsuza kadar pirelerinden kurtulmak için kaşınacaktı.


:CBGA:
Yaklaşık bir hafta sonra yeni bir şey fark ettim. Muşka aslında ölmemişti. Çünkü ben onun bir resmini yapmıştım. Ama tek bir resim onu diriltmeye yetmemişti doğal olarak, ben de oturup bir sürüsünü yapmıştım. Ve her yaptığım resimle, Muşka’nın bir parçasını, bir gününü daha diriltiyordum. İlk ikisini odama asmıştım, birini Serena’ya vermiştim. O da resimleri görünce Muşka’yı yeniden görmüş gibi gülümsemişti. Duvarımdaki resimlerden birinde Muşka Fısıltı’nın kenarına oturmuş, kafasını eğmiş su içiyordu. Aynı biçimsiz vücudu yaratabilmiştim, neyse ki. Aynı upuzun dil de vardı, ve kulakları dereye sarkıyor, neredeyse suya değiyordu. Muşka artık sonsuza kadar o derenin suyunu içecekti. Ve aynı zamanda Serena’ya verdiğim resimdeki gibi sonsuza kadar pirelerinden kurtulmak için kaşınacaktı. Üçüncü resimde ise Muşka koşuyordu. Birine doğru koşuyordu. İlerde bir insan betisi vardı. Ama kim olduğu belli değildi. Çünkü arkasında parlayan güneş yüzünden sadece bir gölge gibi görünüyordu. Açıkçası o güneşi oraya bilerek koymuştum. O çocuğun yüzünü çizmekten kurtulmak için. Çünkü ben de çizerken kim olduğunu bilmiyordum. Ama yine de nasıl biri olduğunu biliyordum. Muşka ona ulaştığında, köpeğe sımsıcak sarılacak biriydi. Benim sevdiğim biri. Bir erkekti ayrıca. Bu çocuğa ilerde geri dönecektim.
Serena’ya resimlerin birini vermeye karar verdiğimde, aynı zamanda ona seçim hakkını da vermiştim. Resimlere baktı ve hiç çekinmeden,
“Pirelisini istiyorum,” dedi.
“Pirelisini mi?”
“Evet, bana en çok Muşka’yı o hatırlatıyor. Fısıltı’nın kenarındaki çok romantik, o da güzel bi’ resim ama Muşka’yı hayatımda hiç romantik bir köpek olarak görmedim.” Biraz daha inceledi, ve yüzünü buruşturdu. “Orada duramazdı öyle ayrıca. Derenin içine düşerdi.”
Güldüm.
“Peki bu?”
“Bunda doğrusunu istersen Mina, bir ata benziyor.”
“Ata mı?!”
“Sadece atlar böyle koşar. Biliyorum, çünkü ben ata bindim. Hem bu da kim böyle? Sen ya da ben olamayız, çünkü o bir erkek.”
“Hadi ya.”
“Bence aralarında Muşka’ya tek benzeyeni bu.”
O da pirelisiydi. Bir şey demedim, çünkü aslında biliyordum, doğru söylüyordu, ama ne yapabilirdim, ben bir ressamdım ve hayal gücüm beni bazen olmayan şeyler çizmeye de götürüyordu. Ama Muşka’nın en büyük özelliği, ve yaşadığının en büyük kanıtı kaşınmalarıydı. Babam bir kere onun için “Kaşınıyor, öyleyse var,” demişti. Sevil Teyze bunu duyunca yarım saat kadar gülmüştü, ve onun dışında da babamın bu anlaşılmaz ama Sevil Teyze’ye bu kadar komik gelen espirinin ne olduğunu anlayan çıkmamıştı. Ama çıkarken bile,
“Ay Sami, bugün bir alemdin,” dedi ve ikisi birden yeniden gülmeye başladı.
“Kafayı yemiş bunlar,” dedi Doğan Amca, anneme.
Annem de onaylarcasına başını salladı.
Muşka’nın resimleriyle uğraştığım hafta Sevil Teyze ve Doğan Amca sık sık bize geliyorlardı. Doğan Amca ilk iş olarak daire için bir tane resim ısmarladı.
“Hatta iki tane olsun,” dedi. “Nuri Albay da bir tane ister şimdi.” Nuri Dede’nin istemek için, önce Muşka’yı bilmesi, sonra da öldüğünü öğrenmesi, sonra da benim onun resimlerini yaptığımdan haberdar olması gerekiyordu. Doğan Amca bunların hiçbirine değinmedi.
Sevil Teyze ise daha dikkatli yaklaşıyordu. Her zaman yaptığı gibi. Resimlerle ilgili söyleyecek bir şeylerinin olduğunu, ama yine de belki de konu Muşka olduğu için dikkatli davranması gerektiğini hissederek, ağzını pek açmıyordu. Ama resimlerimi incelerek yüzündeki bakış büsbütün değişiyordu. Onda hatalar görebiliyor, bana bunları söylemek istiyordu, ama söylemiyordu. Ve her defasında sonunda yüzünde biraz zorla gelen bir gülümsemeyle,
“Güzel olmuşlar,” diyordu. Ama öyle dese bile ben bir dahaki resmimin daha da güzel olması gerektiğini hissediyordum.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: İncelerek!
Gönderen: nida / ist
26 Ekim 2003
Ki Muşkalar hiç ölmez. Olduğumuz kadarıyla dünyada bir Muşka için hep ayrılmış bir köşe olacak yüreğimizde.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın oluşum romanı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Karanlığı Boyamak - GİRİŞ
Karanlığı Boyamak - Gizemli Bir Irk
Karanlığı Boyamak - Çiğdem'in Tarihi
Karanlığı Boyamak - Uğursuz Uğurböceği
Karanlığı Boyamak - 'Elveda Mina!'
Karanlığı Boyamak - Okul İzlenimleri
Karanlığı Boyamak - Eve Bilgisayar Geliyor
Karanlığı Boyamak - Hırsız Mina
Karanlığı Boyamak - Büyük Tartışma
Karanlığı Boyamak - Muşka'nın Koşusu

Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Lusifer'in Lambası - 6. Bölüm - Gecenin Karanlığında
Lusifer'in Lambası - 7. Bölüm - Oyun Mühendisleri
Lusifer'in Lambası - Başlarken - Onursuz Bir Yaşam
Lusifer'in Lambası - 1. Bölüm - Onursuz Bir Ölüm
Lusifer'in Lambası - 2. Bölüm - Beceriksiz Bir Ölüm
Lusifer'in Lambası - 5. Bölüm - Terapistin Tesellisi
Lusifer'in Lambası - 4. Bölüm - Modern Bir Ruhun İtirafları
Lusifer'in Lambası - 3. Bölüm - Bir Kahramanın Ölümü

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ne Varsa Gördüm [Şiir]
Yansıma [Şiir]
Olanaksız [Şiir]
Kimse Kimseyi Görmedi [Şiir]
Sevgi - Başka Bir Deyişle [Deneme]
Sigortacı [Deneme]
Momo ve Duman Adamlar [Eleştiri]
Tolstoy ve Anna Karenina [Eleştiri]
Bülbülü Öldürmek [Eleştiri]
Bir Devlet İdeolojisi Olarak Kemalizm [Eleştiri]


Diren Yardımlı kimdir?

Geçenlerde kapıma bir satıcı geldi. Sigorta poliçeleri satan gencecik bir tüccar. Yaşamımı sahiplenecek biri olsun mu diye sordu bana. Yoksa sahipsiz, yerle gök arasında başı boş bir şekilde oraya buraya sürüklenmesini mi istiyordum. İkna edici duyuldu, ben de satmaya karar verdim. Böyle kimseye hayrı yoktu. Ve yaşamım böylece yerle gök arasında gezinmekten. . . onun deyişiyle sürüklemekten bir anda çıkıverdi. Artık toplumda bir yeri olan birşey olmuştu.

Etkilendiği Yazarlar:
Dostoyevski, Howard Fast, Björk, Harper Lee, Betty Smith, John Steinbeck, Ingvar Ambjörnsen, Michael Ende


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Diren Yardımlı, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.