Bilmiyorum

bilmiyorum;
hissettiklerimi dile getirmekten,
söyleyip – söylememekten alıkoyacak beni ne var?
kalmışım, tek başıma gözlerim nemli
dalmışım, tek başıma resminle sitemli
saklamışım fikrimi bir elim beynimde
gizlemişim kalbimi bir elim göğsümde

bilmiyorsun;
sensiz geçen soğuk eylülleri,
yün yorgan altı titrek üşümeleri,
yaşattığın depremleri,
Yuşa ve Zeynep’le uzun sohbetleri
sağ olsunlar;
uyuşmuş bedenimin can yoldaşı oldular

şimdi kaçışlarımdan geriye kalanları;
son yolculuğuna uğurladım perde arkasından
buğulu cam her şeyi bir bir anlatır bana
ardından çizdiğim yollar
artık uzaklara çağırır beni
ister istemez açılır pencerem
tatlı bir rüzgardır gelir eser
düşlerimin arka bahçesinden
bir can, bir ten kokusu gelir burnuma
çoğulcu düşleri barındıran
şefkatli kolların gülümseyişlerini andıran
bükülür kollarım bir yıldırım düşer yüreğime
aniden sessizliğe kavuşur sıcak bedenim

ölmeliyim artık;
ya da gitmem mi gerekir bu şehirden?
ya da toprağın şefkatine
bahçemdeki kiraz ağacına,
belki selvi ağacına,
veyahut söğüdün dostluğuna mı sığınmalıyım?
bilmiyorum;
hiç içim ölmek istemez
çünkü yalnız kalır, yalnızlığım
canım sevgilim


Yûşa Irmak hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Yûşa Irmak kimdir?
Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever...

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.