Giriş Yapılmadı (Giriş)

Vanilla 1.1.2 is a product of Lussumo. More Information: Documentation, Community Support.


Türkçe çeviri: İzlenim Yapım

    • CommentAuthorErdal Geçer
    • CommentTime28 07 2008 düzenlendi
     
    Yazma süreci tabii ki sıkıntılı da olabiliyor. Ben çok önem verdiğim bir yazı veya şiirden önce bu sıkıntıyı çokça hissediyorum. Aslında parçaların hepsi bilincimde birleştirmeyi beklemelerine rağmen bazen nerden, nasıl başlasam ya da neye öncelik versem gibi çelişkiler nedeniyle stresli anlar yaşıyorum. Ben bu anlara "Doğum Sancıları" adını takıyorum. Aynı süreçleri muhakkak ki sizler de yaşamaktasınız. Bu süreçlerde yaşanılan deneyimleri paylaşmak faydalı olabilir düşüncesiyle bu konuyu tartışmaya açmak istedim. Katılımlarınızı bekliyorum.
  1.  
    Her yaratım sürecinin muhakkak kendine özgü stresleri olacak fakat o doğum sancısının finalinde yani ürün verme anında alınan haza eşdeğer ne vardır ki şu ucuz hayatta? Bence hiçbirşey.

    Bende birkaç gündür malum ruh halindeydim. Bu öğleden sonra neyseki birkaç paragrafla yazmakta olduğum şeye devam edebildim. Şimdi r.a.t.m tabiriyle bomba kadar huzurluyum evellallah.
  2.  
    Yazmaya başlamadan önce kesinlikle şöyle veya böyle yazsam mı diye düşünmem. Ne şiir yazarken, ne bir deneme yazarken, ne de uzun süre üzerinde çalıştığım romanıma devam ederken. Bu şiirim şöyle başlasın veya böyle bitsin diye kafa yorduğum olmaz. Kalem elimdeyse bir yerden karalamaya başlarım. İçeriğini beğenirsem bunun üzerinde çalışır ve düzeltmelerimi yaparım. Denemelerde yine öyle. Başlarım bir yerinden ve bitmesi gereken yerde bitiririm. Roman çalışmasında ise hikayeyi satır, satır doğururum. Gidilmesi gereken bir yer varsa, figurların oradan nereye gideceklerini o an düşünüp kararlaştırırım. Söylenmesi gereken bir dialog varsa onu o an düşünürüm ve hikayenin gerisi kendini böylece tamamlayıp gider. Bilmem hangi bölüm illa şöyle bitsin de, falan bölüme şu şekilde başlayayım diye bir kaygım olmaz. O an yazdığım satır benim için önemli olandır. Sadece önümdeki satırı görür ve ona konsantre olurum. Bu satırdan sonra ve daha ileride gelecek satırlar benim için hiç bir önem taşımaz. Kendi kendime bir nevi o güne kadar anlatılmamış bir masal kurarım. Not: bu açıklamayı da örneğin plansız yazdım. Aklımdan geçenleri diziyorum sadece. Satır, satır.
  3.  
    Roman yazmanın çeşitli yolları var gibi görünüyor. Bazı yazarlar Mehmet Ali Bey'in yöntemini tercih ederken, bazıları bir binanın planını yapan bir mimar gibi herşeyi önden tasarlamayı yeğeleyebiliyor. Kesin bir şey söylemek güç ama Türkiye'de mimar ve mühendis roman yazarlarının sayısının ilginç derecede çok olması romanın yapısal olarak önden tasarlanabilir bir anlatım biçimi olmasından kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Bir romanın doğaçlama gelişmesi en başlarda bana da daha doğru geliyordu, ama önden tasarlamanın yararlarını da gözden kaçırmamak gerekiyor. Karakterin gelişimini konu alan bir romanda doğaçlama ilerleyen bir yöntemle yazmak kuşkusuz en doğru yöntem (yazar da yazdıkça karakterlerini tanıdığı için), ama tarihsel ya da kurgunun ön planda olduğu bir romanda önden herşeyi tasarlamak en uygun yöntem olabilir kimi zaman.
    • CommentAuthorErdal Geçer
    • CommentTime5 10 2008 düzenlendi
     
    Bu konuda sayın Diren Yardımlı'nın düşüncelerine katılıyorum.Yazma süreci yöntem olarak farklılıklar arz edebilir tabiki.Hangi konuda olursa olsun sanat eserlerinin hepsi üzerinde düşünülen ,yoğun olarak emek sarfedilen ve buna bağlı olarakta sancıların hissedilebildiği bir süreç.Yaşanılan sancı ise sanatçının kendi mükemmelini var etme (doğurma) sancısından başka bir şey değil.