..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. -Joe Louis
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Özgür Yenigün




7 Kasım 2010
Bağbanın Haftalığı 25 Ekim - 31 Ekim (Sınamadan Sonra)  
Özgür Yenigün
”0.33 ml su, 3 tane şeker, 2 kalem, 1 silgi, 1 kalemtıraş. Dokunmadım şekerlerinize, ben sabah alın terimi kattığım pekmezimi içtim de gittim sınava. Şekere gerek yoktu. Suyu da vere vere 0.33 lt verdiniz, hiç değil yarım litre verir insan. Kaleminiz silginiz ve kalemtıraşınız da sizin olsun. Bana, bağbana üzümlerimi verin yeter.”


:ABGI:
25 Ekim-31 Ekim (Sınamadan Sonra)

     Bağban için bıçağın ucu gelmişti. O milat günü… Bağban sabah kalktı. Gayet sakindi. Annesi bile heyecan yapıp duruyordu.
-Aman oğlum, ağzını kontrol etmeden verdikleri suyu içme, şekeri de yeme, bir şey yaparlar belki.
-Anne germe beni, bak ben germiyorum kendimi bu kadar.
     Babasıyla yola çıktılar. Hiçbir sınamada onu bırakmayan babası bu sınamada da bırakmamıştı. Aslında bu yaşa gelmişti ve kendi işini kendisi görebilirdi, ama bu sınama öyle bir hal almıştı ki babasını yanında istiyordu.
O hal ohaldi. Yani olağanüstü hal… Hiçbir malzemeyi biz götürmeyecektik. Kalemimizi, silgimizi, kalem açacağımızı, suyumuzu, şekerimizi, her şeyimizi onlar verecekti. Geçici bağbanlık yaptığı okuldaki bir bağban arkadaşının dediği gibi “Çaylar şirketten.” oluyordu. Ama ne zaman birisi “Çaylar şirketten.” dese, ne zaman bir arkadaş diğerine yemek ısmarlamaya kalksa öteki rahatsız olur. Kendisi de alabilir çünkü. Şimdi bize ısmarlamaya çalışarak bizi rahatsız ettiler. Arkadaşının karşısında ezilmek istemeyen bir insanın psikolojisine sürüklediler.
Ben şanslılardandım. Babam yanımdaydı. Her türlü aksiliğe karşılık yanımda bir kalem, kalem açacak, telefonlarım, saatim, peçetemle gidebiliyordum. Arabada duracaklardı ve ters bir durumda “Babam dışarıda, bana getirebilir.” diyecektim. İşte bağban acemi bir bağbanın bağdaki kütükler arasında dolaşırken şaşkınlığa düşüp ne yapacağını bilememesi gibi bu sınama da böyle şaşkınlığa düştü. Korkuyordu, televizyonlarda “Peçete verilecek.” denmemişti, “sınav giriş belgesi, kimlik ve fotoğraf dışında bir şey gelmeyecek.” de denilmişti. Peçete sokamazdı içeri. Ya vermezlerse… Sinüzitten burnu tıkanan bağban tüm konsantrasyonunu kaybederse…
Bunları düşünerek sınama yerine doğru giderlerken babası arabaya gaz almak için durdu. Arabadan inmekle inmemek arasında kaldı, inmedi. Adeta bağban iner inmez gazcı “Ooo, sen o sahtekarlık yapılan sınamaya tekrar girenlerden misin?” diyecekti ve zaten ruh hali bozuk olan bağban orda o adamla gereksiz muhabbet yapacaktı. Bunu göze alamadı. Oturdu arabada.
     Gittiler sınama yerine. Uzun bir sıra vardı. Sonradan anladı bayanların sırada olduğunu, erkeklerin az olduğu, çantasız geldiği için çabucak aranıp girdiklerini. Hemen erkek tarafına geçip aramadan sonra sınıfına geçti. Geçerken de masada çakmak, sigara paketi, yüzük, kolye, anahtarlık gibi eşyaları gördü. Hatta bir arkadaşına rastladı, onun sigara paketi ve çakmaklarını da babasına verdi. Eline 0,33 litre su vermişlerdi. Marka kaliteliydi, ama miktar yetersiz gelmişti. O an inadına 19 litre su alıp oraya yıkmak geldi içinden, ama nafile. Sırasına oturdu. Bir poşet içerisinde iki kalem, bir silgi, bir kalem açacağı ve kalemleri saran bir peçete vardı. “İyi, buna da şükür.” dedi. Bir peçetesi vardı. Ama yetmeyecekti, biliyordu. Etrafına baktı, bir kişi getirmişti. Kimse bir şey dememişti. Bu saçma ohal bağbanı aşırı tepkici ve hassas yapmıştı. Peçeteye kadar getirmeyerek hassas davranmıştı. Aslında bu hassaslığı ona ve onun gibilere zorlayanlar güvenlik önlemi aldıklarını iddia ederek kendi içlerindeki bakterinin antibiyotiğini üretmişlerdi, fakat bu bir plasebo etkisinden öte bir şey değildi. Yani bu önlemleri alanlar hem kendilerini hem de bu sınamaya girenleri kandırmaya çalışıyorlardı. Çünkü kimse bir kalemle, kolyeyle kopya çekmezdi. Bu yönde anlatılanlar da yine bir plasebo etkisiydi. Ne kadar etkili olduğu bilinmez.
     Gözetmen ilginç bir insandı. Espri yapıyordu ve esprilerin içeriği hep o sahtekarlıktı. Bağban da dayanamayıp arada laf söyledi. Bir bağban adayı sınama da çıkabilecek bir şeyden bahsetmişti. Bağban da “Aman her şeyi söyleme, sınamada çıkar, sonra sana da sahtekar demesinler.” dedi. Daha sonra sınama başladı. Sorular fena değildi. Epeyce yaptı. Sonra o zayıf noktası onu yakaladı. Burnu tıkanmıştı, peçetesi yoktu. Usulca gözetmeni çağırdı ve birisinden peçete alıp alamayacağını sordu. Gözetmen iyi bir insandı ve kendi peçetesinden ona vermişti. İçinden “Allah razı olsun.” lafı geçti, aldı peçeteyi, ama hep aynı sorunu yaşıyordu. Ya diğerlerini rahatsız ederse… Sessizce burnunu sildi, yine acısını çekti ve sınamayı bitirdi.
Birden her şey bitmişti. Rahatlamış hissediyordu kendini. Bir yandan da bu duruma alıştığını anlamıştı. Masalara baktı, herkes kalemleri, silgileri, şekerleri almıştı. O hepsini bıraktı. Üç şekere kalmamıştı, onun sabah içtiği pekmezi vardı. Alın terini kattığı pekmezi… Kalemleri de kullanmış ve bırakmıştı. Bu şekilde kendince bir tepki koymuştu belki de.
Dışarıda babası onu bekliyordu. Her zamanki sınama sonrası muhabbetlerden sonra birden arkadaşının sigara paketi ve çakmaklarını hatırladı. Beklediler, gelmedi. Heralde o da unutup gitmişti. Sonra veririm diyerek yola çıktılar. Arabayı bağban kullandı, hala acemiliği vardı, ama kendine güveni gelmişti bu konuda. Daha da iyi olacağına inanıyordu, ama kilidi açacak anahtar bu sınamaydı. Annesi ve babasıyla güzel bir yemek ve gezintiden sonra akşam gelip sınamanın sonucuna baktı. Öncekinden farksızdı. Hiç, ama hiç üzülmedi. Çünkü bağbanın vicdanı temiz, aklı ve kalbi huzurluydu.
Akşam haberlerde nişan yüzüğüyle sınamaya sokulmadığı için sınamaya girmeyen birini gördü, sinirlendi, ama yüz binlerce kişi gibi bir şey demedi, diyemedi. Gönüllü emanetçilik yapan teyzeleri ve kantincileri de gördü. Aaah aaah…
     Bir arkadaşından “Bu sınav best of Turkey olur.” yorumunu duydu ve ekledi: “On sene o listenin başında olur bu olaylar.
Bitirirken de internete yazdığı yorumu kapak ediyor bu düzene: ‎”0.33 ml su, 3 tane şeker, 2 kalem, 1 silgi, 1 kalemtıraş. Dokunmadım şekerlerinize, ben sabah alın terimi kattığım pekmezimi içtim de gittim sınava. Şekere gerek yoktu. Suyu da vere vere 0.33 lt verdiniz, hiç değil yarım litre verir insan. Kaleminiz silginiz ve kalemtıraşınız da sizin olsun. Bana, bağbana üzümlerimi verin yeter.”



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Rüya Tabiri
Merdiven Basamakları
Bağbanın Haftalığı (11 - 17 Ekim)
Bağbanın Haftalığı (20 Eylül - 10 Ekim)
Bağbanın Haftalığı (25 - 31 Ekim (Sınamadan Önce) )
Bağbanın Haftalğı 18 - 24 Ekim
Kapalı Kutu
Yaşlı Bir Adamın Hasreti

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sokullu'nun Rüyası
Salyangoz
Cami Konuşur Mu?
Bağbanın Üzüm Feryadı
Pazar
Cırcır Böceği Savaşı
Yağmur Sonu
Fatma'nın Koşusu
Ayın Gösterdiği Kızlar
Ay Gülecek

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
130. Sone [Şiir]
Kirlenen Dünyanın Nefret Soluğu [Şiir]
Ben de İnsanım [Şiir]
Umut [Şiir]
İkinci Babama [Şiir]
Geceler [Şiir]
Doğu Yolu [Şiir]
İlah Amerika (!) [Şiir]
Felluce [Şiir]
Son Hükümdar [Şiir]


Özgür Yenigün kimdir?

Ne yaşarsam ya da yaşamak istersem onu yazarım.

Etkilendiği Yazarlar:
..............


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Özgür Yenigün, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.