..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam başlangıcı olmayan bir yolculuktur. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İlişkiler > Ebru Ebruca




12 Şubat 2010
Bana Bir Koca Lazım,o da Bu Gece Lazım  
Ebru Ebruca
-''Ebruu, bana bir koca gibi bişi lazım,ve o da bu gece lazım'' diye çığlığı bastı arkadaşım! (şimdi güler misin,ağlar mısın,telefon kulağımda öylece apışıp kaldım!Tabir de dehşet,''koca gibi bişi'',yani kocaya benzese yetecek,fazla önemli değil gerisi..) -''Kızım sen kafayımı yedin,saat sabahın 6 sı,rüyanda koca mı gördün?'' -''Ya o düğün haftaya değilmiş,bugünmüş,şimdi kahve yaparken gözüme ilişti davetiye,bir baktım panik oldum,napacaz,nerden bulacaz!!!'' (Ben koca ticareti yapıyorum ya,dükkanım var,sonra içi değişik renkte,yaşta,boyda posta adam dolu,bana soruyor nereden nasıl bulacağını!!!...Bana yani,hemde kimseye değil de bana!Tövbe yarabim ya,kelin ilacı olsa kendi başına sürer! -Şekerim kusura bakma,bitti,elimizde hiç kalmadı,sen haftaya bir daha ara !!! dedim kapadım telefonu...(Bu arada da annem de içerden bağırıyor,''dur,dur geliyorum,belki dolapta vardır bakayım'' diye...''Ya anne ne vardır,nereye kalkıyorsun,neye bakacaksın,dolapta yedek koca var neden benim haberim yok?''O da garip garip suratıma bakıyor,''ne kocası,sabah sabah ne yapacan kocayı'' diye cevap!...Tabii bu arada,sabahları koca lazım olmaz gibi bir düşünce varmış annemde,öğrenmiş oldum,o da ayrı bir konu.Annem 3 oda öteden, ''koca'' yı ''kopça'' anlamış,sağır duymaz uydurur durumu,o da ayrı konu...Kabus gibi ya!Herkes ayrı bir alem...Tabii uyku muyku hak getire oldu bu kadar şeyden sonra,o en sinir bozucu olan konu...


:AGID:
Saat sabahın 6 sı...Zırrr zırrr telefon çalıyor.Açmadım valla,döndüm popişimi devam ettim.Sustu.Derken bir daha..Telefonda şarjda, ve mutfakta,annem de bir taraftan bağırıyor,telefonn diye;sağırım ya ben!Ay çok sinir bozucu oluyor ya yataktan çıkıp da telefona bakmak!Sürüne sürüne kalktım,gözlerim kapalı,kimin aradığına bile bakmadım,arayana saydıracam saydıracam,rahatlayacam,sonra da suratına kapatıp gidip geri uyuyacam!Daha ''alo'' dememe fırsat vermeden;

-''Ebruu, bana bir koca gibi bişi lazım,ve o da bu gece lazım'' diye çığlığı bastı arkadaşım!

(şimdi güler misin,ağlar mısın,telefon kulağımda öylece apışıp kaldım!Tabir de dehşet,''koca gibi bişi'',yani kocaya benzese yetecek,fazla önemli değil gerisi..)

-''Kızım sen kafayı mı yedin,saat sabahın 6 sı,rüyanda koca mı gördün?''

-''Ya o düğün haftaya değilmiş,bugünmüş,şimdi kahve yaparken gözüme ilişti davetiye,bir baktım panik oldum,napacaz,nerden bulacaz!!!''

(Ben koca ticareti yapıyorum ya,dükkanım var,sonra içi değişik renkte,yaşta,boyda posta adam dolu,bana soruyor nereden nasıl bulacağını!!!...Bana yani,hemde kimseye değil de bana!Tövbe yarabim ya,kelin ilacı olsa kendi başına sürer!

-Şekerim kusura bakma,bitti,elimizde hiç kalmadı,sen haftaya bir daha ara !!!

dedim kapadım telefonu...(Bu arada da annem de içerden bağırıyor,''dur,dur geliyorum,belki dolapta vardır bakayım'' diye...''Ya anne ne vardır,nereye kalkıyorsun,neye bakacaksın,dolapta yedek koca var neden benim haberim yok?''O da garip garip suratıma bakıyor,''ne kocası,sabah sabah ne yapacan kocayı'' diye cevap!...Tabii bu arada,''sabahları koca lazım olmaz'' gibi bir düşünce varmış annemde,öğrenmiş oldum,o da ayrı bir konu.Annem 3 oda öteden, ''koca'' yı ''kopça'' anlamış,sağır duymaz uydurur durumu,o da ayrı konu...Kabus gibi ya!Herkes ayrı bir alem...Tabii uyku muyku hak getire oldu bu kadar şeyden sonra,o en sinir bozucu olan konu...

Neyse,bizim bekar çıtır kuzenlerden birini,o geceki düğün davetinde''koca gibi bişi!'' olarak kullanmak üzere verdik arkadaşa...Tek parça olarak ve aldığı şekilde bize geri getirdi,teslim etti,lakin,''yok bu böyle olmayacak arkadaşlar,benim acilen evlenem lazım,böyle kapı kapı gezip kiralamak çok zor oluyor'' diye başladı başımızın etini yemeye.(Aslında cidden ya,neden böyle bir sistem yok ki?Ülkenin yarısı bekar,herkes eşli bir davete katılırken eş sıkıntısı yaşıyor,aslında öyle bişi olacak ki,arayacaksın,gelecek,katılacan davete,sonra herkes kendi evine...Ay bişi dicem,ben şimdi bunu anneme sorsaydım,var ya,yaş maş dinlemez,eline terliği aldığı gibi 11 kat kovalardı valla beni..Şu sanalın gözünü seveyim,''yaşasınn düşünce özgürlüğüü'':))Tabii çok kolay bulmak,ha deyice bulunuyorlar ya,salı pazarında satılıyor ya,git,seç beğen, al...Hatta olmadı bir kaç tane al,koy bir tarafa,hediye götür ya da lazım olanlara hayrına ,sevabına dağıt dur.Gerçi hediye olarak götürsen ''dua'' mı ederler,''yedi ceddine küfür'' mü ederler bu da bir tartışma konusu olur ama neyse,o tarafına hiç girmeyelim,kafaya koydum,bu yazıyı kısa tutacam:)

20-30 lu yaşlarda,evlenmek de,evlenecek birini bulmak da kolayın kolayı kolay...Yani evlenecek birini bulmak her zaman zor ama,o yaşlarda aday bulmak konusunda daha şanslısınız,alternatif çok.Ama yaş 30 oldu mu,psikolojik midir nedir,insan hem daha seçici oluyor,hem de alan gidiyor,alan gidiyor,kalanlarda da soru işaretleri şu bu oluyor.(Bu arada bizim koca aradığımız arkadaş 33 yaşında.)Okuldu,işti,kariyerdi...Sonra baba vefat etti,anne hastalandı,bırakamam,gidemem,yapamam şudur budur ...Evlenmedi işte.Tabii anneyi de kaybedince,''yok bu iş böyle olmayacak ben evleneceğim'' dedi,çıktı ortaya...Hayır bir de şu var,burası Türkiye,sağ sol çenesi prostat olmuş insanlarla dolu,millet lafları ağzıyla değil popişleriyle dinliyor,hala kadınlar ''ben evlenmek istiyorum'' dediği zaman,birileri saçma sapan konuşabiliyorlar.Anca çok yakın çevrenizle paylaşabiliyorsunuz bazı şeyleri,uluorta konuşamıyorsunuz.E tabii bizimkine koca aramak da bizlere düştü...

''Koca'' bulacaz diye,ne komik şeyler yaşadık anlatamam size...Bir başlasam olup bitenleri anlatmaya,hiç mübalağsız 3 saatlik stand-up çıkar ve gülmekten altınıza yaparsınız.Ya kızlar,birşey diyecem ve cidden çok önemli...Allahaşkına şu kocalarınıza ya ''yüzük'' taktırın,ya da orasına burasına ''evli'' olduğuna dair bişi yapıştırın,bir işaret koyun ya!!!Hayır insan bilmiyor,bankada,hastahanede,resmi dairelerde filan adamı görüyor,parmağında yüzüğü görmeyince,''aaa,bu adam bekarmış,bak kaşı gözü de fena değil,bunu bizimkine de bir gösterelim'' diye düşüyor ortalığa,tabii sonrasında adamın evli olduğu çıkıyor ortaya,al sana hayal kırıklığı!Hadi hayal kırıklığınıda geçtim,git git gel,yorgunluk cabası!...Al, götür göster,karşılaştıracam diye 50 takla at,sohbet etmek için bir bahane bulacam diye beyin patlat,bir dünya zaman harca,sonra adam ''evliyim ben'' desin,sen de rezil olduğunla kal...Lütfen taktırın şu yüzükleri,parmağına mı yapıştırırsınız,yoksa gider dövme mi yaptırırsınız,ne yaparsanız yapın,ama yapın,lütfen yüzüksüz ama evli erkek kalmasın:)Ne otobüsü kaldı,ne denizi,ne uçağı..Çıktığımız seyahatlerde bile gözümüz millette,''acaba uygun birini bulur muyuz''diye....Hatta orda bile ayrı bir hikaye,ayrı bir komedi yaşadık;

Bir gün 2 günlük kısa bir seyahate gitik.Bir tur, ama organize eden tanıdık,herkes aynı şehirden ve birbirinin akrabası ıvırı zıvırı..Katılan teyzelerden birinin de oğlu bekarmış,kadın kız bakınıyormuş,Arkadaşlardan biri de,''benimde bir arkadaşım var bekar,evlenmeyi düşünüyor'' demiş.Bende ne bileyim olanı biteni,lobiye indim,oturuyor bunlar,katıldım aralarına...Bu arada evlenmek isteyen arkadaşta geldi.Bizimki de usulca kadının kulağına eğilmiş,''bakın solda oturan arkadaşım size bahsettiğim bekar olanı'' demiş.Ama kadın sağını solunu bilmiyormuş muhtemelen,''ben'' sanmış.''Ben beğendim,oğlumda bir görsün'' demiş.Tamam demiş bizimki.Bu arada da,tüm seyahat boyunca,kadın bizi süzdü,biz de kadını...Aile çok önemli ya,biz annesine bakıp oğlanı keşfedecez,bizimki nereye gelin gidecek anlayacaz.Aman bir mutluyuz,bir neşeliyiz,kısmet çıktı bizimkine!Döndük,2. günü, bunlar ayarlamayı filan yaptılar,bizimkini süsledik püsledik, gitti,öğlen yemeğinde adamla buluştu.Daha bizim ki eve gelmeden,arkadaş aradı,ciyak ciyak bağırıyor,''echo felaket,felaket bişi oldu!!''!Ben de adam sapık çıktı,manyak çıktı,kıza birşey yaptı filan diye düşünüyorum,elim ayağım birbirine girdi.Ne oldu?Kadın aradı şimdi,''yok benim beğendiğim bu değildi,öbürüydü,yanlışlık olmuş,sen bir konuş da onunla,yarına ayarla:)Komedi filan değil,trajedi resmen...Bana birşey demedi ama çok bozuldu,hatta sonrasın da,kısmetimi kapatıyorsun diye benimle bir yere gitmeme kararı bile aldı:)

Bir gün bir çok kalabalık ve işlek bir cafede oturduk,hep beraber sohbet ediyoruz.Konu döndü dolaştı,düşünce gücü,pozitif enerji şu bu.Tabii bunların ayrılmazı''çekim yasası...Konuşurken de sürekli birbirimize moral veriyoruz biz;denedik oldu,işte birisi kocasıyla birleşti,harika bişi bu,şudur, budur,devam edelim,bırakmayalım,daha çok okuyalım... Döndü dedi ki,''şu yasa dediğiniz zımbırtıyla hangnizin arası iyiyse söyleyin ona,madem bu kadar yetenekli,becerikli,bulsun evrenin içinden bir koca,alsın getirsin bana!'' Hönkk!.E düşününce kız haklı,bu yasa,sadece evden kaçan kocaları geri getirmeye yarayan bir şey olmamalı,koca bulmaya yarayan bir tarafı da olmalı bunun...Sağını kurcala,solunu kurcala,nerde bunun kullanma prospektüsü,biz yanlış mı kurduk acaba bunu,eksik parçası kaldımı ki acaba:)...Bir şamata,bir gırgır gidiyor bizde...Şimdi bir tarafınız inanırken,bir taraftan da soru işaretleriniz var;tamam bir şey oldu,becerdik ama ya biz yanılıyorsak?Olacağı vardı oldu belki de,biz boşa kendimizi kandırıyoruz,sonuçta ele alınır,gözle görünür bir şey değil!E peki bu yasa yoktan var edebilir mi?Olabilir mi?İyi de,ortada çağıracak biri yok!lmaz ya,olmayan bir şey nasıl çağırılır?Ses yok,görüntü yok,hiçbir şey yok,...Ordan arkadaş atıldı,dedi ki,''ya sen nasıl bir adam istiyorsun?Kaşı gözü ne renk olacak''?Ne bilim dedi,hiç düşünmedim...Şimdi cafe kalabalık ya,biz başladık tüm adamları sıradan geçmeye,model adam arıyoruz.''Seç beğen'' dedik,yasaya söyleyelim,sana bundan paket yapıp yollasın:)

Şu nasıl?Yok,o çok esmer...Bu?Yok,suratı ablak..Sağda ki?Ya saçmalamayın,o kel!Solda ki?O fena değil gibi ama,dur bir ayağa kalksın,acaba boyu nasıl?(Adam ayağa kalkıyor,tabii biz bekliyoruz bu arada)aa,hayatta olmaz,çok kısa bu!Şu öndeki?Yok,beğenmedim...Ya var ya,tam 3 saate yakın,biz arkadaş kendine uygun birini bulup,''budur arkadaşlar,buna benzer biri olsa bana uyar'' desin diye bekledik..Herhalde bir 70-80 adamı tepeden tırnağa süzmüşüzdür,resmen fenalık geldi.5 çift gözün aynı anda üzerine çevrildiğini gören adamların suratlarındaki o ''ne iş?ne oluyoruz''sorusunu soran ifadelere hiç girmeyeyim,çıkamayız içinden:)''En son kızlardan birine gelenler geldi,''aaa,elinin körü ya'' dedi,''otur kendi kocanı kendin yap o zaman,işimiz gücümüz bitti,seninle mi uğraşacaz''?

Herhangi bir sanatçı ya da aktörün resmini kesip duvara yapıştırmak,görülecek yerlere koymak v.s bana çok saçma geliyor.Brad Pitt'in resmini al,koy,hergün bak bak dur...''Gel gel gel'' diye parala kendini paralayabildiğin kadar..E bu adam evli?Ne yapacak yani,karısını boşayıp benim kolarıma mı atılacak?Nasil birini istiyorsan otur kendin çiz.E dene dene,bizimkinin çizebildiği en yakışıklı adam ''çöp adam'' oldu:)Önce bir karakalemciye çizdirelim dedik ama,bizim ki ne istediğini tam olarak bilmediği için,detaylara inince ressama saç baş yoldurmasın diye,''oyun hamuru al,otur yap'' dedik...

Kırtasiyeye gidip,oyun hamuru istemiş,tazgahtarda buna bir sarı,bir de mavi oyun hamuru vermiş.Eve gidip kendi kocasını kendi yaptı;sarışın,mavi gözlü ve uzun bacaklı,kısa gövdeli bir adam,kocaman yamuk bir ağzı var ve gülüyor:)Ya inanılmaz bir şey , tabii oyun hamuru olunca,kafa kısmı açık,saç yok...Bizimkinin de de ''kel'' adam fobisi var...''Ben iyisi mi buna saç yapayım'' demiş.E nasıl olacak?''Dikiş ipliğinden bir tutam kesip yapıştır''.''Tamam da evde sarı dikiş ipliği yok!''''Ne olur ne olmaz,yasa bu gece devreye girer,bakar adam kel,kel olanını yollar''korkuysa,bizim ki gecenin 9'unda yollara düşüp sarı iplik aramış!Tabii nöbetçi iplikçi yok,en son birinin evinde sarı bir yün bulmuş,gecenin 11 inde eve gelmiş,kocasına saç yapıştırmış.Minicik bir hamur adam,yün parçalarından yapılmış saçlar...Tabii istediği gibi kesemediği için saçlar uzun ve kabarık.''Koca kafalar''ın arasından kaçmış, gelmiş,bunun masaya oturmuş bir görüntü sergiliyor,tek farkı bıyıksız ve sarışın :)

Siz benim tüm bunları yazdığıma ve kıkırdayıp durduğumu bakmayınEvet,o kendi ellerinle yaptığı adamın aynısının tıpkısının insan versiyonuyla evlendi arkadaşlar,tek farkı adamın gözler mavi değil,yeşil!Acaba diyoruz,sarı-mavi birleşince yeşil oluyor,bu muydu nedeni?...!Ve hepimizin adamı gördüğünde ilk tepkisi şok olup çığlık atmamak için ellerimizle ağzımızı sıkıca kapamak oldu...Adam da o oyun hamurundan yapılmış bebeği gördüğü zaman aynı tepkiyi vermiş.

Oyun hamurundan kendi ellerinle yaptığı ve hazırladığı bebeğini,evin içinde gezdirip durdu.Yatarken yatak odasına götürüyordu,başucuna koyuyordu.Uyurken ''iyi geceler'',sabah uyandığında ''günaydın'' diyordu.Kahvaltı ederken masada,yemek yerken masada,yani ayrılmaz ikili oldular:)Telefonla arıyorum mesela,bir şey soracam,ne yapıyorsun diyorum;''kocamla oturduk,yemek yiyoruz'' diyordu''Ya kocamı aldım,odama gidiyorum, yatacam''.''Kocamla tv izliyoruz,ama benimkisi zapping delisi değil,kumanda bende'':)Tabii bebeğin bir adı yok;kocam aşşağı,kocam yukarı...''E bana bu adamı yaptırdınız,eve de attırdınız,nikah yok,bişi yok,adımı çıkarmayın,ben bunu nasıl nikah masasına oturtacam,bir anlatın bakalım bana dedi:)Bildiğimiz ne varsa çekim yasası hakkında,oturup anlattık dilimizin döndüğünce...Yani dedi,''ben şimdi hayal edeceğim,çağıracağım,isteyecem,ve hayal etmekten çok,içine girip o anı yaşacağım,bu mudur arkadaşlar'' dedi..Budur dedik...Hayır değil desek ne çare?Başka yapacak bir şey yok...Para istemiyor ki para ağaçları dikesin bekleyesin,iş istemiyor ki önüne dosyaları yığıp otur çalış diyesin.Olmayan bir adam var ortada,dahası adamın adı bile yok:)

Hayat bir oyun ...İslam inancına baktığınız zaman da anlıyorsunuz ki,bu aldığınız nefes,gördüğünüz görüntüler,eviniz,arabanız,yanınızda yatan karınız,kocanız v.s herşey yalan!Kimi rüya diyor,kimi hayal,kimi de masal...Kimin ne dediğinin de bir önemli yok aslında,sonunda tek gerçek var;Ölüm;yani bitiş..Kim körebe,uzun eşek ya da evcilik v.s v.s gibi bir oyunda,bir terslik olduğu zaman oturup ühühühü yapıyor?Ya da banane,oynamıyorum ben diye çekip gidiyor?O zaman ne gerek var herşeyi çok zor ve içinden çıkılmaz hale getirmeye?Yatarken güzel şeyler düşünürsen,kabus görmezsin!Yani her sorunun bir cevabı,her sorunun da çözümü var.Bence keyifli ve eğlenceli,yani mutlu ve huzurlu olan insanların,hayatlarına istedikleri şeyleri çekmesi çok daha kolay oluyor.Çünkü bilinaçtına indiğinizde,yasayı devreye sokmayı engelleyecek olumsuz hiçbir şey yok,herşeyi zaten güzel görüyor ve güzel düşünüyor.Sorunları yok,takıntıları,saplantıları yok.Gözyaşı yok.Umut var,inanç var,orda burda gereksiz yerde harcanan,yeri yurdu belli olmayan enerjiler yok.Tamamen tek kişilik bir hikaye,kendi kendine ya başaracak,ya da kısmet değilmiş diyecek ve oturacak.Hayır bir de işin en kötü tarafı,eğer o bebeği yapıp,sarışın'' mavi gözlü bir adam'olayına kilitlenmese,yani ''aşk istiyorum sadece'' dese,biz daha sakin olabilecez.Ama bizimki neredeyse adamın kaç günde bir traş olduğunu anlatacak bize,dehşet bir hızla olaya girdi ve orada kaldı.Aslında iyi ki girmeyi başarmış ve orada kalmış.Tüm samimiyetimle söylüyorum,zerre kadar umudum yoktu bu konuda.Zaten benim kendi adıma çekim yasasına ciddi anlamda inanmamın ve bir daha asla ''acaba mı'' dememin en büyük nedeni,bu olaydır.


Kısmetin kapalı...Hep duyuyoruz bunu değil mi?Biri evlenemediği zaman,hemen teşhisi
hazır,kısmetin kapalı(bağlı),tedavi?Hocaya git...Ya sitenin içinde bu işlerle uğraşan mutlaka işinin erbabı,çok değerli dostlarım vardır,sizleri tenzi ediyorum arkadaşlar,söz meclisten dışarı olsun,lakin sizinde bildiğiniz ve beni de onaylayacağınız, gibi o kadar çok sahtekar var ki,anlat anlat bitmez!Söylenen o kadar söze,anlatılan binlerce büyü,muska,şu,bu hikayesine rağmen,hiçbir şekilde bu tarz bir eylemin içine girmedi.''Benim kısmetim kapalıysa,bunu Allah kapadı,demek vardır bir bildiği...Ben ona el açar isterim,''aç'' derim,açacak olursa açar,kuluna el açıp aman dilenmem,paramla pulumla da rezil olmam dedi'' hep.Dini bilgisine çok inandığı bir akrabası vardı,onun tavsiye ettiği bir takım duaları okumuş.Bizim bile haberimiz yoktu okuduğundan,çok sonraları öğrendik.O bazı şeyleri dillendirmek yerine,kendinde kalması gerektiğine inanmış,bize ya da başkasına anlatarak dillendirmek istememiş,sonrasında bize söylediği buydu.Farklı bir bakış açısı...Şimdi adımı attık,evet oyun hamuruyla adamı somutlaştırdık,adını da koca(m)sı koyduk.E şimdi ne olacak?Ne yapacaz?Ne çağıracaz?Nasıl çağıracaz?Diyorum ya,aslında pratikteki bir çok şeyi deneme yanılma yoluyla keşfettik biz.''Evliliği'' çağıracaz dedi arkadaşlardan biri;yani evini hazırlayacaz,eşyalarını alacaz,Ve yine yazma yöntemini deneyecez...

Nasıl bir ev istediğini düşünerek başladı işe.Yerleri,duvarları nasıl olacaktı.Hangi renkler hakim olacaktı evde,nasıl döşenecekti bu ev?Kendini o kadar kaptırıyor,olayın içine girmeyi o kadar başarıyordu ki,zaman zaman cidden korktuğumuz,''acaba yanlış mı yaptık,abarttık mı,kızın psikolojisini mi bozduk'' diye düşünüyorduk.Dekorasyon işiyle uğraşan yerlere gidiyor,duvar kağıdı beğeniyor,parçalar alıyor,boyacılardan renk katalogları topluyordu.Sonra eve geliyor,''O mu'' ,''bu mu olsun'' diye saatlerce düşünüyordu.Kararını verdiği zaman da,yazıyordu;''evimin salonunun duvarları şu marka boyanın şu tonu olacak.''.''Yerleri şu tonda parke olacak''.''Mobilyalarım ahşap olacak ve renkleri şu şu tonda olacak.''Balkonundaki çiçekliğine ekeceği çiçeklerin cinsine kadar,herşeyi tek tek,bıkıp usanmadan yazdı.Bir gün dayanamayıp dedim ki,''ya sen bu kadar didik didik yazıyorsun,ya adamın evi yoksa?Kirada oturmak zorunda kalırsan ve mutfak dolapları ya da duvarları senin istediğin renk olmazsa o zaman ne olacak?''Eger bu adam(hamurdan yaptığı bebek)gelecek olursa,emin ol bu ev de gelecektir''dedi.Ya insanın sesinde bir titreme olmaz mı?Beden dili hiç mi acaba demez?O kadar emindi ki,sözün bittiği yer dedim ve sustum ben,boynuz kulağı geçmişti,ben artık devre dışıydım:)

Evi dayama döşeme işi bittikten sonra,sıra cıncık-boncuk,ıvır zıvır eşyaları almaya geldi.Allahtan bizim örf-adetlerimizde kız çeyizi denen birşey var,alıp alıp atıyoruz bir tarafa her tülü çulu çağutu!Bulduğu her boşluğu çarşı-pazar geçirdi.Tabağı,bardağı,çatalı,kaşığı...Didik didik ediyordu,en ince ayrıntısına kadar dikkat ediyordu.''Kesinlikle kendine sınır koyma,düşün düşünebildiğin kadar,iste isteyebildiğin kadar'' diyen ben bile huhh dedim bazen..Hiçbir detayı atlamadı.Aldığı şeyleri ayrı ayrı paket ettirdi,üstlerine minik minik notlar yerleştirdi.''Bu bardaklar mutfakta,lavabonun üzerinde ki dolabın alt katına yerleşecek''.''Bu tabaklar salondaki şifonyerin içine konulacak''gibi..Çarşafından havlusuna,hatta geceliğinden pijamasına kadar herşeyin yeri yurdu belliydi,evini yerleştirme esnasında,hiç kimse ne nereye konacak sıkıntı çekmedi sayesinde...

Tarih koydu.Ben 2006 senesi içinde evleneceğim ve yaz gelini olacağım,çünkü kır düğünü yapacağım.Detaylarını atlamadan düğününü hayal etti..Bir gün tesadüfen ''çekim yasası''günlüğünü okudum,''Ağaçlık bir yer olacak,dallara fenerler asılmış olacak,fenerlerin içinde mumlar yanıyor olacak,hatta rüzgarın etkisiyle bazı mumlar sönecek ve o kısımlarda loşluk olacak.Gözüm zaman zaman oralara takılacak,Masa örtülerinin bazıları rüzgardan havalanacak,sanyalyelerin arkasındaki kurdeler uçuşacak çünkü düğünüme gelen çocuklardan birtanesi çok yaramaz olacak ve o kurdeleleri çözecek.Hava çok güzel olacak,nem olmayacak,gökyüzündeki bütün yıldızlar görünecek.Havayi fişek istiyorum ve havayi fişekler saat tam 22.00 de ateşlenecek.Ben o havayi fişekleri seyrederken bir elimle onun elini tutuyor olacağım,bir elimde kolunu sıkıyor olacak'' gibi..Tüm detayları ama tüm detayları yazdı.6 yaşındaki çocuğa ver yazdıklarını,git bunları yap de,gider yapar.O kadar açık,net ve acabasız ki,anca elinize alıp okumanız lazım ne demek istediğimi anlamanız için.Sonra yazdıklarını birebir canlandırdı ve içine girdi,yaşadı.

Herşey süper,ama koca hala ortalıkta yok:)Bu arada biz ona çaktırmadan tutuşuyoruz,bize göre ''çekim yasasının ilk kurbanı aramız çıkacak,bu kız gelinlik yerine deli gömleği'' giyecek,giderken ''kocam kocam'' diye tutturacak,bizde oyun hamurundan yaptığı bebeği verecez eline,onlar akıl hastahanesinde evlenecekler,mutlu mesut yaşlanacaklar,çünkü böyle giderse bizimki kesinlikle çıkamayacak oradan...Şaka maka,insan ister istemez cidden çok korkuyor, anlatılır gibi değildi.Bir de yanlız yaşıyor,anne-baba birşey yok,tek başına evin içinde kuruyor kuruyor oturuyor mu acaba diye düşünüyorduk.Sıraya koymuştuk,her saat başı birimiz arıyoruz,olabildiğince uzun süre konuşuyoruz,özellikle,bile bile taciz edip, kocasıyla fazla başbaşa bırakmamaya çalışıyoruz:)

''Umut etmek''...Ya bu felaket bir duygu ya!İnsan nasıl bir hızla yeşerip güzelleşiyor...Kimyası değişiyor,gözlerinin içi sadece gülmekle kalmıyor,kahkahalar atıyo.Hiçbirşey yaşamadığın,adını bile bilmediğin bir adamın geleceğine inanıp,hayatını ona göre programlamak delilik değil de neydi?Bir deli adı ''çekim kuyusu'' olan bir kuyuya taş attıda,40 akıllı çıkarmaya uğraşmak yerine,dönüp arkadaşlarınımı atıyordu?Herşey allak bullak olmuştu,acaba ''vazmı'' geçirseydik?Biz sustukça,o daha çok üzerimize geliyordu.Daha fazla şey öğrenmek,daha büyük bir adım atmak istiyordu.Biz ise,anlatmak yerine anlatmamak için uğraşıyorduk.Çok fena bir durum ya,bir tarafta ''yasa devreye girsin,bu kız alabora olmasın'' diye dua ediyorsun,bir taraftan ''ya olmazsa,o zaman ne olacak,ya sağlığına bir şey olursa' korkusu...Düşünceler çakışıyor,ya denge bozulduysa,dur ne olur ne olmaz,bir enerji enerji çalışması yapalım.İki uç arasında git git gel..Resmen serseme döndük. İşte psikolojide de en korkulan durum bu.Ya ''evet'' olmalı,ya ''hayır''..''Acaba''lar çok yoruyor.''Belki''ler,''keşke''leri doğuruyor.Sonrasında da gelen acı,tamamen kişiye özel oluyor.Kim ne yaparsa yapsın,kim ne derse desin,ı-ıhh,kimse kimsenin acısını;şayet ''kendi'' istemezse hafifletemiyorrr!2+2=4...

Bir haftasonu,uzak bir akrabası bunu haftasonunu beraber geçirmek üzere yazlık evlerine davet ediyor.Annesi öldüğü gün bile,o kadar samimi olmamıza rağmen,hiçbirimiz bu kızı evinden çıkarıp birimizden birine getiremedik,bu derece kuralcı,düşünün...Saat isterse sabahın 5 i olsun,illa evine gidecek,evinde yatacak.Tabii teşekkür ediyor ve geri çeviriyor daveti.Cuma günü konuştuk,hatta ''git,değişiklik olur'' dedik,''yok'' dedi.Peki,sen bilirsin.Cumartesi oldu,genelde sabah buluşuruz,beraber kahvaltıya gideriz v.s...Aradı,''ben çok fenayım,ateşim var,gelin'' diye.Gittik,hastaneye götürdük,ilacı şusu busu..Evine getirdik,yemeklerini ayarladık ettik,saat 2 oldu.Akrabası aradı.''Gel'' diye tekrar ısrar etti.Durumunu anlattı,''kesinlikle gelecek halim yok'' dedi ve kapadı telefonu.Şimdi neden bu kadar detaya girdin diyeceksiniz,kararının ne kadar net olduğunu anlatmak istiyorum;kesinlikle gitmeyecek...Saat 3 gibi,bizler evden ayrıldık.Akşam üzeri saat 7 gibi benim telefonda bir mesaj,''Ebru inanamayacaksın ama ben kocamı buldum ama şu hastahanedeyim,gel'' diye!Tabii ben ne haldeyim,siz hayal edin..

Bizden sonra bir daha arıyor akrabası.Tam ukuya dalmak üzereymiş.''İçimize sinmedi,keşke gelseydin'' demişler.Nasıl olduğunu anlamadan birden bire ''tamam geliyorum'' dedim diyor.Kalkıyor,arabasına biniyor,gidiyor.Tam akrabalarının evinin olduğu siteye giden yola girerken,diğer yönden siteye girmek isteyen arabaya bir güzel bindiriyor.Tabii adam arabadan iniyor,bizimki arabadan iniyor,ama bizimki adamı görünce,küttt diye adamın ayaklarının dibine yığılıyor;Uzun kabarık saçlı,oyun hamurunun insan versiyonu karşısında:)Adam şehir dışındaymış,evine geliyor.Yani bizimki sabah gitse oraya,adamla karşılaşmayacak.Gitmese karşılaşmayacak.Zamanlamaya bakarmısınız?Şimdi bunun adı ne?Tanımını siz yapın....

Bayılınca adam korkmuş buna dokunmaya,hemen ambulans çağırmış.Tabii hemen bunu ambulansa atmışlar,hastahaneye götürmüşler,Ateşi de var.Ambulansta kendine geliyor,''ne oldu'' diyor,''kaza yaptınız'' diyorlar.Düşünün,kendi bile inanamıyor olan bitene,''halüsünasyon gördüm ben'' diyor,''onu düşündüm,kaptırdım kaza yaptım,tabii kafamı vurdum,bayıldım,ve bu seferde rüyamda gördüm''.Arabadan indiğini,adamı gördüğünü filan hatırlamıyor,yok onlar..'Tamam bitti'' diyor,''eve gider gitmez o bebeği çöpe atıyorum,bu oyun bitiyor.Sonrasına da baktım olmuyor,hemen psikiyatriste gidecem''.Tabii bu arada da bizim gelmişimize,geçmişimize saydırıyor,çekim yasası yüzünden...Acile alıyorlar,doktor geliyor, iyi bizimki,bir sorun yok.Zaten yaptığı kazada da birşey yok,yandan hafifçe girmiş,elini kolunu bile vurabilme şansı yok;lakin bizimkisi şokta,''ne oldu ne bitti'' hiçbirşeyin farkında değil.Aradan 10 dk geçiyor,bu kafayı bir kaldırıyor,adam acilin kapısından buna bakıyor!Tabii bizim ki adamı görünce karşısında,''bebebe'' diyor ve geri küttt bayılıyor:)

Tanışmaları bu şekilde oldu.Telefon numarasını verdi o zamanlar kaskolar maskolar için gerekir diye,bizimki titremekten yazamıyor,öyle fena bir halde ki,kendi telefonun numarasını söyleyemiyor.Adam sanıyor ki bu kazadan,kazanın korkusundan dolayı böyle yaprak gibi titriyor,bet beniz atmış,dil dönmüyor,ha bire ''şehir merkezinde bir hastaneye götüreyim'' sizi diyor,tabii bu heyecandan adama cevap mevap veremiyor,anca çılgın gibi kafa sallayıp,''bebebbe'' demeye başlıyor.Çıkacaz hastahaneden,ben işlemleri yapıyorum geldi yanıma,''afedersiniz'' dedi,''arkadaşınızın konuşma engelli mi,ben üzmemek için yanında sormak istemedim''?:)Adam bizimkini dilsiz sandı,düşünün:)

Evine gider gitmez ilk yaptığı şey namaz kılmak olmuş.Allaha şükür etmek,evrene teşekkür etmek...Hatta oyun hamurundan yaptığı bebeğe bile teşekkür etmiş.''Ona neden ettin'' dedim,''ne bileyim ben'' dedi,''etmek istedim'':)Tabii sonrasında arkası geldi.Gerçi uzun bir süre,her telefon konuşmasında kekelemiş bizimki,hatta adam aramasın,sadece mesaj atsın diye dua etmiş.Bir süre telefonla konuştular,sonra yemeğe çıktılar,sonra hoşlanma faslı v.s...En sonunda adam evlenme teklifi etti.Evet istediği şekilde bir evi oldu,eşyalarının hepsi kendi düşündüğü dolaplara yerleşti ve ''yaz gelini'' oldu:)

Bu olayı yaşadıktan sonra,ben ''evet'' dedim...''Evet çekim yasası denen şey var,evet bizim istediklerimizi istediğimiz gibi hayatımıza getirme,mıknatıs olma yeteneğimiz var''.Yakınımızda olan,bizimle beraber olayı yaşayanlar lakin yasayla alakalı ikilemleri olanlar sustu.Bizimle beraber yaşamayanlar,dışardan dinleyenler,''olur mu yahu öyle şey,bunun adı kader'' dedi.Evet o kaza kader olabilir,ona hiçbir lafım yok.Kaldı ki hiçbir şekilde kaderi inkar eden,yok sadece yasa var diyen biri değilim,zaten bunu yazılarımdan anlamış olmanız lazım.Ama?Amansı var...Adam nasıl olduda,sarı uzun ve kabarık saçlara sahip oldu?Nasıl oldu da kocaman bir kafası ve ağzı,uzun bacakları vardı sarışındı?Yani nasıl oldu da,o oyun hamurundan yapılan bebeğin tıpkısının aynısı bir görüntü sergiliyordu?Tabii biz uzun bir süre ''nasıl nasıl nasıl'' diye gezdik ortalıkta,sonunda bir gün,yaşlı bir teyzemizle konuşurken,daha doğrusu böyle arkaya arkaya ''nasıl'' ''niçin'' ''neden'' diye soru işaretlerini havaya saçarken,''çocuklar'' dedi,''şunu asla ama asla unutmayın,Allah yağmumu isteyene yağmumu,balmumu isteyene balmumu verirmiş.Yani dili,dini,ırkı ne olursa olsun,bu dünyada her gün milyonlarca insan,istediklere şeylere kavuşuyor bir şekilde.Kimi buna inanç gücü,kimi çekin yasası,kimi beyin gücü,kimi mucize,kimi olması gereken diyor.Siz ne Allah inancınızı kaybedin,ne de bilgiye olan inancınızı.Ama öyle,ama böyle,istemekten asla vazgeçmeyin.Sonuçta düşüncelerinizin içinde saklandığı o beyin kabınıda size veren Allah değil mi?''...İşte bence,bizce son nokta burasıydı...

Sevgiyle,çok ama çok mutlu kalın

(Ebru)

.Eleştiriler & Yorumlar

:: çok uzuuun
Gönderen: metehan soydaş / , Türkiye
26 Şubat 2010
yani yazı hoş da çok uzun ya, yazının uzunluğu tamamını okumaya engel oluyo




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İlişkiler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Koca Gibi Koca Nerede Bulunur?
Gdo'lu Hıyarlar...

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Teklif Ediyorum;'benimle Evlenir Misin?'

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kendi Masalını Kendi Yazan Kadınlar/giriş [Roman]
Kendi Masalını Kendi Yazan Kadınlar (1) [Roman]


Ebru Ebruca kimdir?

Hiç bir zaman cevabını bulamadığı şeylerden biri,'okumayı ne zaman öğrendim'' sorusudur. Okumayı bilerek doğduğuna inananlardandır. Kitapları dünyada ki tek vazgeçilmezidir. 5 yaşından beri ''günlük'' tutan biri olarak,''günlük dışında hiçbirşey yazmayacağım'' inadı,bundan bir kaç sene önce tanıştığı sanal dünyada,birbirlerini motive etmek için arkadaşlarıyla kurdukları ''mail zinciri''yle farklı bir boyuta taşınmıştır. ''Mailbox köşe yazarı'' olarak başladığı ''karalama'' kariyeri,bundan bir kaç önce tesadüfen girdiği bir sitede ''echo'' nickiyle ''deneme-yanılmalarım'' başlığı altında kısa bir süreliğine devam etmiştir. ''Sanal dünya'ya, kendini ''bilgisayar'' sanan/ya da zamanla cidden ''mutasyon'' geçirip o hale gelen ''sanal insan''lara ve yine kendini bu dünyanın ''cumhurbaşkanı'' sanan admin/smod/mod gibi renkli nicklerlin ''onu yaz bunu yazma'',''onu söyle,bunu söyleme'' baskılarından bunalmış,''ay sizinle mi uğraşacağım ben''demiş ve harflerini topladığı gibi ''terk-i site'' yapmıştır. Nufus kağıdında ki sayılara bakıldığında yolu yarıladığı görülse de,o inatla ''uykuda olduğum saatleri düşün oradan,o saatlerde uyanık değildim,böylece yaşamış sayılmam!''demektedir. İşinin gücünün yanısıra,''kişisel gelişim''konularıyla pek bir haşır neşir olup,ilgi alanlarının başında ''pozitif düşünce'' ve ''çekim yasası'' gelmektedir. Başarılı bir olumlamacı-imgelemeci olduğu söylensede,tevazulu bir insan olduğu için ''istemem,yan cebime koy''demekte ve bunu kabul etmemektedir. ''Sesin'',''sözün'',''harfin'' ve ''isteme''nin gücüne çok inanır. ''Yapamazsın diye bir şey yok'' ve ''Allah yağmumu isteyene yağmumu,balmumu isteye balmumu verirmiş;yeter ki istemesini bil'' en çok kullandığı cümlelerdir. Kardeşimm,abicim,ablacım,birader,kanka(gerçi bu aralar bu kelimeyi seviyorum; cankurtaran simidi gibi)hacım,hocam gibi hita şekillerinden nefret etmekle berabe,tanımadığı insanların ''canım'' ,''cicim ''hayatım'' demesine de pek bir sinir olmaktadır. ''Söz uçar,yazı kalır''cümlesinden yola çıkaran ama başta ''kendi hayatı'' olmak üzere,''hayatı''ve ''hayatın içinde ki herşey''i yazmaktan büyük keyif almaktadır. Ah unutmadan. . . Harfleri pek bir geveze olmakla beraber,virgülleri çok sevmekte,''nokta''lardan ise pek hoşlanmamaktadır. Nokta:)

Etkilendiği Yazarlar:
Harfleri seven herkes


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2014 | © Ebru Ebruca, 2014
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.