..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek sanat, gizlenmesini bilen sanattır. -Anatole France
kitap-net.com
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

 StumbleUpon...
 Son İleti:mavi, Toplam:2
 Yazarların Yabancı Dil Bi...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:10
 Yazı veya yazarlar ne kad...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:3
 Gerçek Aşk...
 Son İleti:şairades, Toplam:2
 İzEdebiyat Yaratıcı Yazar...
 Son İleti:Mehmet Ali Özler, Toplam:13
 İzedebiyat'la yenibir dün...
 Son İleti:Necat Dilaver, Toplam:1
 Nietzsche okumak......
 Son İleti:Haşim Gökçek, Toplam:10
 Doğum Sancısı...
 Son İleti:Erdal Geçer, Toplam:5
 Edebiyat konusunda erkekl...
 Son İleti:Diren Yardımlı, Toplam:2
 Gündelik hayat ve yazmak....
 Son İleti:Nilüfer Tunç, Toplam:4

Kimileri, romanlarının çok esaslı biçimde otobiyografik olduklarını söylerler. Benim romanlarımın hep geçmiş zamanlarda yer alması, belki de kendimi gizleme, mahremiyetimi koruma, kendimle anlattıklarım arasınabelli bir mesafe koyma isteğinden doğuyordu. Geçmiş bir tür maske işlevi görebilir.

- Umberto Eco



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  




 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Türkiye > Mahsun YİĞİT




14 Ekim 2009
Eli Kanlı Vekiller
Mahsun YİĞİT
13 yaşındaki kız çocuğun parçalanmış bedeni, halen taze ve yerlere savrulmuş iç organları geceleri rüyama girerken, 452 vekil kan aksın diye el kaldırıyor. O kız çocuğun parçalanmış iç organları gözlerimin önüne geldi. Bu çocuk o vekillerden birinin olsaydı, acaba yine el kaldırırmıydı. Sanırım yine kaldıracaklardı. Çünkü kendi iradelerine göre karar veremiyorlar. Ya da insanlıktan çıkmış duygularıyla hareket ediyorlar


:BHE:
ELİ KANLI VEKİLLER.
     
     Akan kanı kan akıtarak temizlemeyi düşünmek, akan kan ve akabilecek kanın sorumlusu olacaktır. Böyle bir düşünce dünya evrensel hukukta olmadığı gibi, sanırım TC meclisin dışında başka bir meclisten de böyle bir karar çıkması mümkün değildir.
     Her şeyiyle geri kalmış ülkelerin meclislerinde, askeri cuntanın talimatıyla hazırlanan kanun ve anayasal maddeler elbet demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Ancak TC Meclisi 90 yıllık geçmişinde hep inkâr ve imha üzerinde kurulmuş bir meclis olup hep kan dökerek, bir halkın varlığını yok sayarak, varlığını sürdürmüştür. Hep ikiyüzlü olup, demokrasiden söz edip, faşizmi benimsemiştir. Sözde meclis deki vekiller halk seçilmiş, ama askeri kararlarıyla cevap vermişlerdir.
     Sınır ötesi teskere görüşüldüğü meclisten farklı bir karar çıkmasını beklemiyordum. Ancak her zaman benim gibi, aşka âşık olan insanların yüreğinde hep umut vardır. Açılımdan söz eden bir başbakan, AB ve ABD ye verdiği sözünü tutar diye, belki kan akmaktan vazgeçer diye. Ancak bu olmadı. Bu kanı kanla temizleriz diye çıkardıkları karar, beni hayal kırıklığına uğratmadılar, ancak her zaman olduğu gibi, yanılmak istiyordum. Yine beni yanıltmadılar. Kan akması için 452 vekil elini kaldırdı. Kan aksın dediler.
     Koskoca 80 milyonluk nüfusa sahip ülke, 90 yıldır geçmişiyle çok ama çok acılar çekildi. Ama sonuca bakıldığında bu çekilen acılardan yetkiler, asla ama asla insanlık adına ders almamışlar. Halen cuntanın etkisinden kurtulmuş değiller. Meydanlarda konuşurken, demokrasi naraları atarken, halkın birlik beraberliklerinden söz edip, evrensel insan haklarından söz ederler. Ama insanlık adına, insan haklarına asla ve asla saygı göstermezler.
     Çanakla savaşında yüz binlerce kürdün şehit düştüğü günden sonra, Türkler Kürtleri yok etmek için, insanoğlunun aklına gelen her şey ama her şeyi yaptılar. Özel birlikler kurup, devletin tüm gücünü kullanarak PKK ye karşı savaştılar. İnsanları diri diri patoza attılar. Yer altında insanları domuz bağıyla bağlayıp, ölünceye kadar aç bıraktılar. Yakaladıkları PKK’lıları canlı olarak yaktılar. Polis karakollarında, işkence birimlerinde, Kürtlerin eşlerine, kızlarına, tecavüz ettiler. Hatta o kadar insanlıktan yoksun bir şekilde, hayvanların yeltenmeyeceği bir duyguyla, Kürtlerin ölülerine bile tecavüz ettiler. İnsanlığın aklını durduracak bir şeydir bu, hayvanların bile yeltenmeyeceği, vahşi bir şekilde, hayvanca ölü insanlara tecavüz etmek. Bu satırları yazmak bile benim insanı duygularımı rahatsız ediyor.
     13 yaşındaki çocukları öldürüp, adına terör demek, hangi insanlığın gölgesinde yeşermektedir bu duygular. Askeri cuntanın hazırladığı anayasaları ve bu anayasa özellikleri Kürtleri kendilere düşman olarak gördükleri, hazırladıkları anayasaya göre doğan her Kürt terördür ve öldürmesi mubahtır. Kürtlere zülüm etmek, Kürtleri öldürmek, kızlarına, eşlerine hatta ölülerine tecavüz etmek kendileri için bir hak olarak görüyorlar.
     13 yaşındaki kız çocuğun parçalanmış bedeni, halen taze ve yerlere savrulmuş iç organları geceleri rüyama girerken, 452 vekil kan aksın diye el kaldırıyor. O kız çocuğun parçalanmış iç organları gözlerimin önüne geldi. Bu çocuk o vekillerden birinin olsaydı, acaba yine el kaldırırmıydı. Sanırım yine kaldıracaklardı. Çünkü kendi iradelerine göre karar veremiyorlar. Ya da insanlıktan çıkmış duygularıyla hareket ediyorlar.
     Türklerin ikiyüzlülüğü Kürtlere karşı her zaman ve her alanda kendini o kadar göstermiştir ki, onuru olan her Kürt isyan etmelidir. Sözde medya yöneticileri 13 yaşındaki ölen çocuğun parçalanmış bedeni haber bile yapmazken, Kürtleri seviyoruz diye biri canlı yayında Diyarbakır sporun forması giyiyor, biri Hasankeyf’e gelip başına agal bağlıyor. Başbakan ölen 13 yaşında Ceylan için sessiz kalıyor. Ama Bursa da biri Diyarbakır spora hakaret etti diye, hakaret edenleri kınıyor.
     Ey utanmaz vekiller, medya yetkilileri, parti genel başkanları, başbakan ve cumhurbaşkanı, siz Diyarbakır spora hakaret edenleri kınarsın, ama Kürt çocukları öldürenleri nasıl ödüllendirirsiniz. Parçalanmış küçük Ceylan’ın bedeni sizden bir gün hesap sormayacağına mı? İnanıyorsunuz. Siz taptığınız anayasanıza inanın ama ben ne size ne de anayasanıza inanmıyorum. İnandığım tek şey 13 yaşındaki küçük Ceylan’ın parçalanmış bedeni hepinizden bir gün hesap soracak.
     13 Yaşındaki küçük Ceylan için, TSK kendince bir rapor hazırlanıyor. Tabi rapor gerçeği yansıtmadığı ortada ancak o kadar düzmecedir ki, hazırlan bile bu rapora gülmüştür. Küçük Ceylan’ın parçalandığı yere savcının güvenlik gerekçesiyle gitmediği yere, inceleme yapılmadan, masa başında hazırlanmış bir rapordur. Aynı zamanda sanırım ilk günde bu raporun nasıl hazırlanacağının senaryosu vardı. Yıllardır hep bu senaryolar olmuştur. Daha önce böyle vakalarda, PKK’nın üstüne atılıyordu ve öylece kalıyordu. Bilen zaten biliyordu, bilmeyende PKK yaptı sanıyordu. Ama şimdi hazırladıkları o rapor için söylenecek tek söz var, Külliyen yalan ve düzmecedir.
     Eli kanlı vekiller, siz hangi insanı duyguya hizmet ediyorsunuz. Evrensel insan haklarına mı? Yoksa insanlıktan yoksun vampir zihniyetine mi hizmet ediyorsunuz. Akan kanın, daha da akmasına onay vererek, asla insan hakların evrensel hukuka hizmet etmediğiniz aşikârdır.

Mahsun Yiğit 14.10.2009





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler. İzEdebiyat Üyeliği ile siz de bir okur olarak sevdiğiniz yazarları doğrudan takip edebilme şansını elde ediyorsunuz. Tek yapmanız gereken beğendiğiniz yazarları Yazarlar Dizini, Kütüphane ya da Favori Yazılar listelerinize eklemek; ondan sonra sevdiğiniz yazarların yeni eserleri çıktığında ilk sizi haberdar ediyoruz.

Ama en önemlisi İzEdebiyat'a üye olarak sadece bir okur olarak değil, bir yazar olarak da artık buradasınız demektir. İstediğiniz zaman Sahne Arkası dediğimiz işlem merkezinden kendi metinlerinizi siteye ekleyebilir, zamanla kendinize bir okur kitlesi edinebilirsiniz. Üyelik işleminiz birkaç dakikadan uzun sürmeyecektir.

Keyifli okumalar..!

İzEdebiyat Editörleri


Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.



İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Bu eseri beğendiniz mi? Görüşlerinizi paylaşın. İlk yorum sizden gelsin!

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ön Yargılar ve Çözümsüzlük - 2
Ermenilerden Özür Dilemelimiyim?
Gelin Bu Akan Kanı Durduralım
Davos Katakullisi
Ön Yargılar ve Çözümsüzlük.
Bush"ın Uşağı Erdoğan
Davos Katakullisi - 2
Ergenekon Çılgınlığı
Büyük Ortadoğu

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
15 Şubat Komplosu
Türk Kürt Kardeş (Siz) Liği
Gelin Bu Akan Kanı Birlikte Durduralım.
Kürt Türk Kardeş (Siz) Lığı 2.
Tanrı'nın Eliyle Çalınan Mutluluk - 2 (Sezon Finalı)
İşgal Edilmiş Topraklar
Ruhumun Efendisi 3 (Sezon Finali)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Geceye Sordum Seni [Şiir]
Sen Yokken Sevgilim [Şiir]
Mutsuzluktur Bıraktığın Hatıra [Şiir]
Dağlar Taşıyamadı Sevdamı [Şiir]
Bir Başka Biri [Şiir]
Çek Silahı Kafamdan [Şiir]
Bir Resim [Şiir]
Gitti Geri Dönmüyor İşte [Şiir]
Sen Olmanı İsterdim [Şiir]
Sen Hiç Özledin mi [Şiir]


Mahsun YİĞİT kimdir?

Bazen çok duygusal, bazende katı olabiliyorum. Her şeyden önce Edebiyat'le yaşamayı seviyorum. Tabi ki, yaşadığım şartlar gereği; siyasettende uzak duramıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Yılmaz Güney. Marquez. Ahmet Altan.


Kitap Köşesi

Terör Kıskacında Türkiye Oligarşi mi? Demokrasi mi?
Halit Esendir
Timaş Yayınevi

yazardan son gelenler

türkiye kümesi

yazarın kütüphaneleri



Her ormanın bir cennet olduğunu. Cennet yeşil yer, yeşillik, ya da ağaçlık bahçe anlamına gelir. Bu yüzden bir ormana girip "cennet gibi bir yer!" dediğimizde, aynı şeklide İstanbul'a bakıp da "kent gibi bir yer!" de diyebiliriz.

 

 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2010 | © Mahsun YİĞİT, 2010
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.