..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam kısa, sanat uzun, fırsat aceleci, deney aldatıcıdır. -Hippokrates
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > Gazi Giray Günaydın




10 Ekim 2008
Doğru - Yanlış, Güzel - Çirkin ve İyi - Kötü Üçgeninde İnsanın ve Güzelin Yeri  
Felsefi bir yaklaşımla insan

Gazi Giray Günaydın


İnsanın içindeki iyiyi ve kötüyü açıklayan bunların bağlı olduğu kavramları da bir ikizkenar üçgen şeklinde ispatlayan, "insan" üzerine bir yazı.


:BAJF:
İ.Ö 400’lü yıllarda yaşayan meşhur sofist Protagoras, tüm bilgilerimizin duyumdan geldiğini savunmuştur. Duyum insandan insana göre değişiklik gösterir. Bu yüzden, Protagoras bir şey bana nasıl görünüyorsa, benim için öyledir diyerek bir şeyin insana nasıl görünüyorsa öyle olacağını savunur. Rüzgâr üşüyen için soğuk, üşümeyen için ise soğuk değildir sözüyle düşüncesini açıklar.

Protagoras bu tespitlerini yaparken Herakleitos’un(İ.Ö.535 – 475) nehir benzetmesinden yola çıkmıştır. “Aynı ırmakta iki kez yıkanamayız. İkinci kez girdiğimizde bu ırmak büsbütün başka bir ırmaktır artık. Akıp giden sular onu başka bir ırmak yapmışlardır.” sözüyle Herakleitos; her şeyin hareket ettiğini, hiçbir şeyin kalıcı olmadığını savunur. Protagoras; Herakleitos’un bu düşüncelerinden, eğer her şey değişiyorsa hiçbir şey kesin anlamda belirli bir şey olamaz sonucunu çıkarır. Dolayısıyla belirli bir bilginin herkes için aynı anlamda bir kesinlik taşıması ve
doğru olması söz konusu olamaz.
Protagoras’ın yaptığı tespitlerden yola çıkacak olursak, dünyaya gelmiş toplumlar için aynı bilginin doğru olamayacağını görürüz. Mesela, Batı toplumuna göre içkinin içilmesi normal karşılanırken, Şark toplumu bunu yadsımıştır. Garp medeniyetine göre içkinin tüketilmesi bilgisi doğruyken, doğu cephesinde bu yanlış olarak görülür. Çünkü iki toplum arasındaki inanç farklılığı vardır. Bu farklılık, kabul edilen doğruların da farklılığını ortaya çıkarır. Bu tür farklılıklar buna benzer birçok noktada karşımıza çıkar. Bundan dolayı, her toplum için sayısız farklı doğruların olması normaldir. Zaten farklı ırklar, farklı inançlar, farklı diller, farklı coğrafyalar, farklı milletler ve daha benzeri farklı birçok etmen varken her toplum için evrensel bir doğruyu kabul etmek insan aklı ve mantığı dışındadır.

Bir topluma göre bilgi, doğru ise iyi, yanlış ise kötüdür. İnsanlık tarihi boyunca toplumların iyi ve kötü kavramlarını belirlemede izlediği yolun mantığı bu olmuştur.

Güzel ve çirkin de tıpkı toplumların kabul ettiği doğru ve yanlış gibidir. Her toplum için nasıl bir doğru ve yanlış varsa güzel ve çirkin de vardır. Güzel ve çirkin, tıpkı doğru ve yanlış gibi iyi ve kötüye paralellik gösterir. İyi ve kötüyü bulmak için yararlandığımız mantık, işin içine güzel ve çirkini kattığımız vakit zenginleşir. Artık iyi ve kötü mefhumlarımızı belirlemede kullandığımız mantığı açıklayan cümle, bir topluma göre bilgi; doğru veya güzelse iyi, yanlış veya çirkin ise kötü şeklinde olmuştur.

Doğru ve güzel, yanlış ve çirkin, iyi ve kötü birleşerek toplumların değerlerini oluşturan bir ikizkenar üçgen oluştururlar. Doğru ve güzel ile yanlış ve çirkin iki kısa eşit kenarı gösterirken, iyi ve kötü ise tek uzun kenarı temsil eder. Bir ikizkenar üçgen hayal edersek, eşit kenarlardan birini doğru bilgiler(idea) ve güzel bilgiler(idea) oluşturur. Diğer kenarıysa, aynı şekilde yanlış bilgisi(ideası) ve çirkin bilgisi(ideası). İki kenarı birden kapsayan bir kenar daha vardır. Bu kenar tek başına olan, tüm iyilikleri ve kötülükleri içine alan uzun kenardır.

Doğru ve güzeli temsil eden kısa kenar, aynı zamanda Habil’i de temsil eder. Yanlış ve çirkini temsil eden diğer kısa kenar ise Kâbil’i. İyi ve kötüyü ise, Habil’le Kâbil’in kaynağı olan Hz. Âdem’i temsil eder. Bu durumda önümüze çıkan tablo iyi ve kötünün beşeri yani insanı gösterdiği şeklindedir. İyi de kötü de her insanın içinde barınan iki kavramdır. Bazısında iyi ağır gelir, bazısındaysa kötü ağır gelir. Bu tartışılabilir. Ama iki kavramın da insanlığın ilk gününden beri insanın içinde mevcut olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Kavramlar da doğru-güzel ve yanlış-çirkin olmak üzere iki eşit kenarın içerisinde noktalar halinde bulunur. Tıpkı, sonsuz sayıdaki noktaların bir doğru parçasının içinde bulunması gibi. Her nokta, bir kavramı temsil eder. Bir doğru parçasında ki noktaları sayamayacağımız gibi kavramları da sayamayız. Hepsini genel bir ifadeyle adlandırırız. Örneğin, noktalar için doğru parçası, kavramlar için doğru ve güzel. Tüm kavramlar, bu iki eşit kenar içinde bir kimlik içerisinde olmak mecburiyetindedir. Doğru-güzel veya yanlış-çirkin seçeneklerinden birine ait görünürler daima. Hangisine ait görüneceğine ise beşer karar verir.
Bu yüzden sadece doğru veya sadece yanlış değildirler. İnsanlığın bir döneminde doğruyken, başka bir döneminde yanlış olabilirler.

Bu tespitlerimizden sonra, konumuz olan “güzel” kavramına gelelim. Güzeli Platon tanımlarken onu bu dünyada değil öte dünyada yani düşünce âlemi ya da onun deyimiyle “idealar âlem”inde aramıştır. Bu dünyadaki her şey idealar âlemindeki asıllarının bir kopyası, bir gölgesidir. Bunun için de güzel olarak gördüğümüz her şey ideaların bu dünyadaki yansımalarıdır. Ama asıl güzel olan bu dünyadaki görünüşlerinin asıllarıdır. Platon’un savunduğu görüş, hakikati aramada, gerçek güzeli bulmakta bence mantıklı bir görüştür. Lakin, bu önerme tartışılabilir. Fakat bizim aradığımız güzel, Platon’un aradığı güzel kavramından farklıdır. Bizim bulmak istediğimiz toplumlara göre güzel yani bu dünyadaki güzeldir. Bu durumda, biz yalancı olanla, sahte güzelle uğraşmış oluruz. Ama toplumlara göre güzeli bulabilmemizin tek yolunun bu olduğuna inanmaktayım.

Güzelin yeri ikizkenar üçgenin iyi ideasını gösteren kenarının içindedir. Güzel, tıpkı doğru ve iyi gibi evrensel olamaz. Toplumdan topluma değişiklik gösterebilir. Çünkü herkesin güzel olarak kabul ettiği bilgiyi kabul etmeyen bir kişi daha çıksa dahi güzelin evrenselliği bozulur. Bir toplumun güzel olarak değerlendirdiği bir âdeti, bir başka toplum saçmalık olarak değerlendirebilir. İskoç erkeklerinin etek giymesi, dünyada ki birçok topluma göre saçma bir âdet olarak görülebilir. Ama İskoçlara göre güzel kavramı belki de erkeklerin etek giymesinin içinde saklıdır. Ya da, Çinlilerin evlenmek için uyguladığı altı protokol maddesi, eski Yunan’da cenaze başında veya gömülme törenlerinde ağlamayı meslek edinmiş kişilerin olması, Anadolu’da yeni doğan bebeklere göbek adı koymak gibi saymakla bitmeyecek milyarlarca gelenek. Toplumlar, yaptıkları gelenekleri güzel olarak kabul etmiş ve güzel olarak inandıkları davranışı(geleneği) devam ettirmek için uğraşmışlardır.

Yazımızı toparlayacak olursak, evren içinde insan merkezi bir konumda bulunmaktadır. Doğru-güzel ve yanlış-çirkin kavramlarının olmasını sağladığı iyi ve kötünün beşeri(insanı) temsil ettiğini Habil, Kâbil ve Hz. Âdem örneğinden anladık. İnsan, iyi ve kötünün birleşmesinden oluşmuştur. İyi ve kötü de içinde başlıca doğru, yanlış, güzel ve çirkin kavramlarını kapsamakla beraber, tüm kavramları içerisinde barındırır. Güzel, bu kavramların içerisinde dört temel kavramdan birisi olduğundan insanlık için önemi yüksektir. Toplumdan topluma göre güzel anlayışı yukarda anlattığım sebeplerden dolayı değişiklik gösterir. Toplumlar var oldukça, toplumlarca belirlenen somut güzeller daima farklı şekillerde kendini gösterecektir.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
"Dünyayı Temsil Eden Bir Tarihçi" [İnceleme]


Gazi Giray Günaydın kimdir?

Gelecek Dergisi Editörü


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2014 | © Gazi Giray Günaydın, 2014
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.