..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ölümden önce yaşam var mı? -Duvaryazısı
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bireysel > Özgür Yenigün




10 Mayıs 2008
Ayın Gösterdiği Kızlar  
Özgür Yenigün
Bir gece yolculuğunda ayın bana göstediği kızların hikayesi


:AFJB:
Karanlık bir gece… Yoldayım yine. O kadar karanlık ki gözümü kapatmamla kapatmamam arasında otobüsteki yolcuları görmemle görmemem dışında pek bir fark kalmıyor. Ha, bir de arada bir yolda beliren benzin istasyonları var. Bir iki saate bu istasyonlardan birinde mola veririz. Şu yolcuları da görmesem aslında. Her gece yolculuğunda onların uyuyabildiğini görünce uyuyamamamdan dolayı kendime ve yolculara sinir olmanın karışımı bir bunalım içeceğini içiyorum. Şu gözlerimi bir kapatayım. Uyurum belki.
     Beş dakika geçti ya da geçmedi. Bilmiyorum. Gözlerimi gene açtım. Yok, bana bu yolculukta da uyku yok. Kitap da almamışım yanıma. Alsam da tepedeki ışık yanmıyor ki okuyayım. Müzik dinlemekten de bıktım. O da ne? Pencereden ay selam ediyor bana. Otobüs ben uyumama başarısızlığı gösterirken sağa viraj yapmış olacak ki ay penceremin görüş çerçevesine girmiş. Hemen izlemeye koyuldum tabi. Ay dolunay olmaya çok yakın bir haldeydi. Sadece bir hilallik bir kısmı karanlıktı.
-Merhaba
-Merhaba ay. Nasılsın?
-İyiyim. Bir hilal, bir dolunay olup duruyoruz işte. Ya sen?
-Gördüğün gibiyim. Uyuyamıyorum işte. Sıkıntıdan saatli bombaya döndüm de ne zaman patlayacağımı bilmiyorum.
-Hişt! Şimdi sus ve sadece beni izle.
     Ay bana sus dedikten sonra kendisi de sustu. Belli ki bana vücuduyla bir şey anlatacaktı. Gözümü hiç ayırmadan ona bakıyordum. Çok geçmeden ne anlattığını anladım. Ayın yüzeyinde bir kız şekli belirdi. Ay bana bir kız gösteriyordu. Tam “Kim bu kız?” diyecektim ki ay ağzımı kapattı:
-Sus. Sadece düşün.
     Aklıma ilk gelen bu kızın iki ay sonra doğacak yeğenim olabileceğiydi. Oydu belki de. Ay bu kız şeklinde belli belirsiz bir biberon da gösteriyordu sanki bana. O kadar masumdu ki… Küçücük elleriyle o biberonu tutmuş, karnını doğuruyordu. Bu masumluğu izlemeye doyamadım.
     Birden o biberon bir tabancaya dönüştü. “Bu da nerden çıktı?” deyiverdim korkuyla. O masum çocuğun yeğenim olabileceğine o kadar inanmıştım ki tabancayı gördüğümde birisi yeğenime bir şey yapacak zannettim. Ama dikkatle baktığımda tabancanın namlusunun kıza doğru olmadığını gördüm. Tabancayı tutan kızın kendisiydi. Deminki masum kız nasıl olur da tabanca tutardı elinde? O an aklıma bir filmde izlediğim bir sahne geldi. Bu filmde Afrika’daki küçük çocukların beynini uyuşturup gerilla gibi kullanıyorlardı. Ayın gösterdiği çocuk da bunlardan biriydi belki. Belki de dünyanın başka bir yerinde beyni yıkanıp eline silah verilen bir çocuktu. Ayın sol tarafı hafif kapalı olduğu için silahın kime doğrultulduğu belli olmuyordu. Tıpkı bu kandırılan çocukların kimi öldürdüklerini bilmedikleri gibi…
-Yarım saat yemek ve ihtiyaç molası…
Otobüs muavininin sesiydi bu. Biraz ayı izlemem kesileceği için kızgın, biraz da bu molanın bana iyi gereceğini düşündüğüm için sevinçle indim otobüsten. Kendime geldikten ve ihtiyaçlarımı giderdikten sonra ayı görmek için alelacele otobüse atladım. Ama ayı tekrar görmek için otobüsün hareket etmesini beklemeliydim.
     Hareket eder etmez aya baktım. Silahın yönü değişmişti. Bu sefer silah çocuğa doğru tutuluyordu. Bu kızın yeğenim olmayacağından emindin artık. Zalim insanlar gözünü bile kırpmadan çocuk öldürüyordu. Galiba bu çocuk da ölme sırası gelen Iraklı bir çocuktu. Ya da dünyanın başka bir yerinde öldürülecek bir çocuk… Zalim, ayın karanlık kısmına sinsice saklanmıştı.
     Çocuğun ölüp ölmediğini göremedim. Çünkü gözlerim kapanmıştı. Kısa süreli bir uyuma çabası beni ayı izlemekten alıkoymuştu. Gözlerimi açtığımda Iraklı kız gitmiş, yerine başka bir kız gelmişti. Bu sefer bir çocuk değildi. Güzel bir kızdı. Hoşlandığım kız olabilirdi bu. Evet, oydu. Tabanca güzel bir çiçeğe dönüşmüştü ve hoşlandığım kız o çiçeği tutuyordu. Uzun zamandır konuşmayan ay seslendi:
-Artık ona açılmanın zamanı gelmedi mi?
Ben cevap veremeden otobüs penceremden ayı göremeyeceğim bir viraja girdi. Herhalde bu kıza açılmamın zamanı gelmişti.
     O gece yolda bir daha ayı göremedim. Ama bu kadarı bile bana yeterdi. Dünyada bu dört kızla ilgili duygularım vardı. Ay da bana bunu göstermişti. Yeğenime iyi bir amca olmalıyım. Afrika’daki ve Irak’taki çocuklar için en azından üzülmeliyim. Hoşlandığım kıza da artık açılmalıyım. Bir de aya hem bana yolculukta eşlik ettiği için hem de bana ne yapmam gerektiğini gösterdiği için teşekkür etmeliyim.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Evet
Gönderen: Deniz Akçadoğan / , Türkiye
31 Mayıs 2009
Merhaba eski dostum, umarım (Umarım mı?) beni hatırlıyorsundur. Evet, hatırlıyorsun... Bilmem kaç sene önce senin sayende tanıdığım bu siteye ancak üye olabildim. Ve yapacaklarım arasında da ilk sıra senin yazılarını bulup okumak olacaktı. Neyse, ben saadete geliyorum... Öykün güzel temelli, ziyadesiyle fantastik, hayal gücün de yerinde. Fakat ben öyle düşünüyorum ki sen bu öyküyü acele ya da çalakalem yazmışsın. Çünkü daha iyisini yapabileceğini biliyorum. Bu öyküdeki anlatımı daha naif tutabilirdin diye düşünüyorum. Şöyle ki özünde fantastik bir öykü bu. O sebeple en başından itibaren bu fantaziyi hikayene yedirebilmen daha yerinde olurdu diye düşünüyorum. Yani diyeceğim odur ki, tipik bir ''anı'' gibi başlayan öykün birden rota değiştirdiğinde ister istemez gerçekçilik biraz sarsılıyor... Bir de konu daha fazla açılabilirdi diye düşünüyorum. Bu kadar kısa bir metne aşk, bebek sevgisi ve dünya üzerindeki çocuk haklarını sığdırmaya çalışmak elbette ki sırıtmış, ya da havada kalmış demeliyim. e demek istediğimi sen anladın... İyi çalışmalar diliyorum, kolay gelsin.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bireysel kümesinde bulunan diğer yazıları...
Salyangoz
Pazar

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sokullu'nun Rüyası
Cami Konuşur Mu?
Bir Rüya Tabiri
Bağbanın Üzüm Feryadı
Cırcır Böceği Savaşı
Yağmur Sonu
Merdiven Basamakları
Fatma'nın Koşusu
Bağbanın Haftalığı 25 Ekim - 31 Ekim (Sınamadan Sonra)
Bağbanın Haftalığı (11 - 17 Ekim)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
130. Sone [Şiir]
Kirlenen Dünyanın Nefret Soluğu [Şiir]
Ben de İnsanım [Şiir]
Umut [Şiir]
İkinci Babama [Şiir]
Geceler [Şiir]
Doğu Yolu [Şiir]
İlah Amerika (!) [Şiir]
Felluce [Şiir]
Son Hükümdar [Şiir]


Özgür Yenigün kimdir?

Ne yaşarsam ya da yaşamak istersem onu yazarım.

Etkilendiği Yazarlar:
..............


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Özgür Yenigün, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.