..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilinç ruhun sesidir, tutkular ise bedenin. -Rousseau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Tarihsel Olaylar > Mehmet Sinan Gür




9 Şubat 2008
Yemen Türküsü  
Mehmet Sinan Gür
Yemen'de can verenlerin anısına.


:AAHGJ:
Bir Cumartesi günü televizyonu açtım. TRT 2’de saz çalan bir adam. Pos bıyıklı, boynunda kırmızı bir eşarp var. Çok da zorlanmadan bu kişinin bir alevi vatandaş olduğunu anladım.

Sazla Yemen türküsünü çalıyordu. Söylemeye başladı. Yakın plandan çekim yapılıyordu. Arkasında bir senfoni orkestrası vardı. Sonra anladım ki türküyü söyleyen kişi konservatuar eğitimi almıştır. Zaten üzerinde orkestra elemanları gibi bir frak vardı. Ama gömleğinin düğmesini açmış, kravatını çıkarmış, al kırmızı bir eşarbı doğulular gibi boynuna sarmış. Sazı bırakıp söylemeye ayakta devam etti. Türküyü dinlerken bir yandan kafam çalışıyordu. Evet, Alevi vatandaşımız artık kimliğini gizlemeden, baskı görmeden televizyonda türkü söyleyebiliyor. Arkasında bir orkestra. Bu tablonun oluşmasında kimlerin emeği var. Cumhuriyet olmasaydı mümkün müydü onu böyle dinlemek? Ama Cumhuriyetin de bir ayıbı vardı ki kendisini sonuna kadar destekleyen alevi vatandaşlarına sahip çıkmadı. Milliyetçi cumhuriyet Müslümanlığı ve aynı zamanda yalnızca Sünniliği ön planda tuttu. Operadan yetişen bir sanatçı olan Ruhi Su da türkü söylemeye niyetlenince, el üstünde taşınması gerekirken, solcu kimliği ile birlikte birdenbire kendisini çok küçük bir grup içinde, dışlanmış olarak buldu. Yemen Türküsünü o da söylemişti.


YEMEN TÜRKÜSÜ
Havada bulut yok, bu ne dumandır
Mahlede ölen yok, bu ne figandır
Şu Yemen elleri ne de yamandır
Ano Yemendir / Gülü çemendir
Giden gelmiyor / Acep nedendir
Burası Muş'tur / Yolu yokuştur
Giden gelmiyor / Acep ne iştir
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var

Ano Yemendir / Gülü çemendir
Giden gelmiyor / Acep nedendir
Burası Muş'tur / Yolu yokuştur
Giden gelmiyor / Acep ne iştir
Mızıka çalınır düğün mü sandın
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın
Yemen'e gideni gelir mi sandın

Dön gel ağam dön gel dayanamirem
Uyku gaflet basmış uyanamirem
Ağam öldüğüne inanamirem

Türkünün değişik biçimleri var ama ben bunu seviyorum. Muş değil Yemen’deki Huş kalesiymiş. Muş’ta ovaymış, yokuş yokmuş. Kimin umurunda? Bütün türküler, masallar zaman içinde eklemelerle yaşar ve gelişir. Zamanla en güzel biçimini alır. Bu biçimi ile Muş’ta kalan bir genç kızın ağzından söylenmiş gibi. Hem bunu söyleyenler acaba Muşlulara sormuşlar mı? Bir kent için bugünün şartlarına bakarak eski zamanlar hakkında fikir yürütmek insanı şimdi olduğu gibi çok yanlış yerlere çıkarır. Eskiden ovalarda yerleşim yeri mi vardı? Bütün kentler yamaçlardaydı. Bilirlerdi çünkü zeminin sağlam olmadığını, ovaları sellerin bastığını. Bir de Muşluya sorun bakalım ne diyor:

http://www.mus.gen.tr/pages.asp?id=18

Biraz daha dikkatle okunursa, ‘yolu yokuştur’dan Muş’un içindeki değil, Muş’a giden yolun yokuş olduğu anlaşılır.

http://site.mynet.com/burasi.mustur/turkuinceleme.htm

Ben size diyeyim mi? Bazı Kürt şovenler o kadar şoven ki Osmanlı Devleti için Kürtlerin can vermiş ve bu türkünün bütün Türkiye’ye mal edilmiş olmasını içlerine sindiremiyorlar. Fakat haksızlık etmeyeyim, bu değişiklik Türk şovenler tarafından da yapılmış olabilir. Yine aynı sebeple. Halkı daha çok Kürt kökenli olan Muşluların Osmanlı için can vermiş olmasını içine sindiremeyen şoven Türkler. Ayrıca Türküyü çok sevdiği için dayanamayıp birinin hırsızlık yapmak istemesi de mümkün. Yani her şey mümkün. Burada şunu da belirtmem gerekir. Bu türküye Yemen Türküsü denmesinin sebebi Yemen'de söylendiği için değil, Yemen'le ilgili olduğu içindir. Belki yanlış bir şey yapılıyor ama Yemen'le ilgili daha tanınmış bir türkü olmadığı için ne kast edildiği hemen anlaşılıyor.

Görüyor musunuz bir türkünün çevresinde neler dönüyor.

Yemen’le ilgili biraz bilgi:

“…binlerce şehit verilen, bir çok insanın acı çekmesine neden olan yemen, kanuni* döneminde mısır valisi hadım süleyman paşa'nın birinci hint seferi sırasında (1538) geçirilmiş, fajat bir süre ayrı eyalet olarak idare edilmiş. bir ara çıkan istanlar bastırılmış ve sonunda yemen, mısır valisi tarafından keisn olarak osmanlı ülkesine katılmış(1568).
buna rağmen yemen, daima osmanlı ülkesinin bir sömürücüsü olmuş, ne orduya tek asker ne hazineye tek kuruş vermemiş olsa da, durmadan yük olmuştur. buranın yabancılara karşı korunması için bile anadolu ve rumeli'den askerler gelirmiş. mekke ve medine gibi islam alemi için kutsal sayılan yerleri elde tutma isteği osmanlı devletine pahalıya mal oluyormuş.
arap liderler ve yemen halkı, ingilizlerle anlaşma imzalarlar ve birleşip osmanlı'ya karşı savaşırlar.
osmanlı kuvvetleri arabistan yarım adasında çok zor durumda kalır beş cephe açılmış, tek başına osmanlı'ya karşı ingiliz ve arap birlikleri savaşırlar. bu yüzden bu savaşa umutsuzca, daha köylerinden çıkarken savaşa giden gençlere dönmeyecek gözüyle bakılmış. 130.000 civarında 12-30 yaşları arasında gencin öldüğü bu savaşa asker gönderen ailelerin yaktığı türküdür bu da.”

Şebnem Ferah’tan Yemen Türküsü

http://www.youtube.com/watch?v=AZWc3QdX_7I&feature=related

Ey göz alabildiğine uzanan büyük Türk mezarlığı!
Nice genç evlatları yuttun
Onlarında hevesleri, arzuları vardı.

Akşam güneşinin altında daldığın derin hülyalarında ne korkunç çığlıklar gizli!
Etleri, kemikleriyle besleyerek bağrında büyüttükleri kayın ağaçlarının dallarında gecenin sessizliği matemlerin en içlisini dokuyor.
Gün ağarırken kim bilir kaç bülbül feryatlarını dile getiriyor!..
Bir zamanlar endişeyle, elemle andığımız Yemen sayısız gencimize mezar oldu.

Yıllarca,
“Gece bir ses geldi derinden
Beni mi çağırdı Yemen çöllerinden”
Diyen yaşmaklı kızlarımızın yürekleri orada çarpardı.

Cihan biliyor ki, hiçbir milletin evlatları onların şartlarında, onlar gibi savaşmadı.
Destanların en dokunaklısını arkalarında bırakmadı.
Ne hazindir ki şimdi o ıssız vadilerde, engin çöllerde ne mezar taşları, ne de ziyaretçiler var…

Ansiklopediler “Yemen’de ölen Türklerin sayısını tarih bilmiyor, öğrenmekten de korkuyor” derlerken nesillerle süren dramımızı anlatıyorlar.
Fakat hiçbir dram unutmak ve unutulmak kadar dramatik değildir.

(Bu yazı Şebnem Ferah’ın okuduğu klipte vardı. Kimin yazdığını bilmiyorum)

Ercan Irmak’ın neyinden Yemen Türküsü
http://www.youtube.com/watch?v=QWp5pKTNQLU&feature=related
Ferhat Göçer’den Yemen Türküsü (Yavuz Bingöl olduğunu söyleyenler de var, bilemiyorum)

http://www.youtube.com/watch?v=-VDm4g7F3fE&feature=related

Şu Yemen’e giden sular akmıyor
Cerrah gelip yaramıza bakmıyor
Yiğitlerin hiçbirisi kalkmıyor
Yemen çöllerinde kaldım Allah’ım

Emre Altuğ’dan Yemen Türküsü (Eve Giden Yol)

http://www.youtube.com/watch?v=3yWxEGoZaqU&NR=1

Arzu Şahin’den başka bir Yemen Türküsü

http://www.youtube.com/watch?v=SoCuyGclzc4&feature=related

Bu türkü bir yerinde Osmanlı Paşasını havada halkalar çizerek avına saldırmaya hazırlanan bir kuzguna benzetiyor. “Param yok, bedel ödeyemiyorum, üç yetimle ben ne yapacağım?” diyerek bu kez bir annenin ağzından daha kişisel bir sorun dile getiriliyor. Ama doğrudur. Hepsinin de kişisel hevesleri, arzuları yok muydu?

İngiliz Hindistan’dan, Nepal’den, Fransız, Cezayir’den Afrika’dan insanları getirip karşımıza düşman askeri olarak çıkarırken bizimkiler din kardeşi dediğimiz Arapları, örgütleyemediler. Tek kaynak hiçbir şey verilmeyen ama hep alınan Anadolu’ydu.

Bizden de bir parça götürerek gittiler, hiçbir zaman bizim olmayan ve olmayacak topraklarda boşu boşuna hayatlarını verdiler.

Ne kadar kızsak, ne kadar üzülsek, ağlasak olan olmuş artık. Olanları geri döndüremeyiz. Ama hiç olmazsa gelecekte aynı şeyleri bir daha yaşamamak için belki önlem alabiliriz.
9.Şubat.2008


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Oyyyy YEMEN
Gönderen: Ersen Gültepe / , Türkiye
12 Ocak 2010
İnşallah başka toprak parçalarımız da bu gidişle yemene benzemez




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kitap - Sevdalinka - Ayşe Kulin
Cola Turka Üzerine
Empati Kelimesinin Anlamını Hrant Dink'ten Öğrendim
Erbil (Kuzey Irak) 1
Kitap - Karl Marx 32inci Dereceden Masonmuş
Kitap - Meraklısına Metal Fırtına
İngilizce Eğitim I, ODTÜ ve Oktay Sinanoğlu
Rüya Gibi - Kafkas Halk Dansları Gösterisi
Sezen Aksu Konserinin Düşündürdükleri
Anlaşmazlık Komedisi

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İncir Ağacı [Şiir]
Eskiden [Şiir]
Seni Seviyorum Bunalımı [Şiir]
Ateş ve Ölüm (Bütün Şiirler 16. 07. 2009) [Şiir]
Sevgisizlik [Şiir]
Mor Çiçekler [Şiir]
Nazım Hikmet'ten Çanakkale Şiiri [Şiir]
Bir Dosta E - Mektup [Şiir]
10 Ağustos 1915 Anafarta Ovası [Şiir]
Çoban Yıldızı [Öykü]


Mehmet Sinan Gür kimdir?

Yazmayı seviyorum. Bir tümce, bir satır, bir sözcük yazıp altına tarihi atınca onu zaman içine hapsetmiş gibi oluyorum. Ya da akıp giden zamanı durdurmuş gibi. . . Bir fotoğraf, dondurulmuş bir film karesi gibi. Her okuduğunuzda orada oluyorlar ve neredeyse her zaman aynı tadı veriyorlar. Siz de yazın, zamanı durdurun, göreceksiniz, başaracaksınız. . . . Savaş cinayettir. Savaş olursa pozitif edebiyat olmaz. Yurdumuz insanları ölenlerin ardından ağıt yakmayı edebiyat olarak kabullenmiş. Yazgımız bu olmasın. Biz demiştik demeyelim. Yaşam, her geçen gün, bir daha elde edemeyeceğimiz, dolarla, altınla ölçülemeyecek bir değer. (Ancak başkaları için değeri olmayabilir. ) Nazım Hikmet’in 25 Cent şiiri gerçek olmasın. Yaşamı ıskalamayın ve onun hakkını verin. Başkalarının da sizin yaşamınızı harcamasına izin vermeyin. Çünkü o bir tanedir. Sevgisizlik öldürür. Karşımıza bazen bir kedi yavrusunun ölümüne aldırmamak, bazen savaşa –yani ölüme- asker göndermek biçiminde çıkar. Nasıl oluyor da çoğunlukla siyasi yazılar yazarken bakıyorsunuz bir kedi yavrusu için şiir yazabiliyorum. Kimileri bu davranışımı yadırgıyor. Leonardo da Vinci’nin ‘Connessione’ prensibine göre her şey birbiriyle ilintilidir. Buna göre Çin’de kanatlarını çırpan bir kelebek İtalya’da bir fırtınaya neden olur. Ya da tam tersi. İtalya’daki bir fırtınanın nedeni Çin’de kantlarını çırpan bir kelebek olabilir. Bu düşünceden hareketle biliyorum ki sevgisizlik bir gün döner, dolaşır, kaynağına geri gelir. "Düşünüyorum, peki neden yazmıyorum?" dedim, işte böyle oldu. .

Etkilendiği Yazarlar:
Herşeyden ve herkesten etkilenirim. Ama isim gerekliyse, Ömer Seyfettin, Orhan Veli Kanık, Tolstoy ilk aklıma gelenler.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2014 | © Mehmet Sinan Gür, 2014
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.