| Ben bir kuşum; uçtum yuvadan... Artık ben nerede, eve dönme isteği nerede?.. -Leyla ve Mecnun, Fuzuli | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
||||||||||
![]()
|
Haberi aldığımda her zamanki gibi boş boş oturuyordum. Kafam dalgındı, çok fazla şey düşünüyordum. Bir süre sonra telefonum çaldı. Hani sana zaman zaman kullanmam için verdiğim telefon. Narin ellerinle dokunduğun ama beğenmediğin… Sıkıntıyla açtım telefonu, arayan can dostundu. Seni en az benim kadar seven, düşünen kişi. Sesi çok kötü geliyordu. Bir süre durakladı yavaş yavaş anlattı kaza geçirdiğini. Durumunun ağır olduğunu… İnanmadım, yalan söylediğini şaka yaptığını düşündüm, tekrar tekrar tekrar sordum. Sesi daha da kötüleşti, yalan söylediğini itiraf etti. Çünkü çoktan ölmüştün… Hastane yolu tam bir ızdırap acısıydı. Öldüğünü düşünmek var olmadığını hayal etmek kolay değildi. Sen yoktun, güzel gözlerin, güzel yüzün yoktu artık. Bu düşünceye tahammül etmek mümkün değildi. Ama gerçek buydu, değiştirilemeyecek gerçek. Yoğun bakım koridoruna geldiğimde annen, baban birkaç akraban vardı. Bir de can dostun. Hepsi ağlıyorlardı, hepsi şoktaydı, hepsi o güzel gözlerin göçtüğüne inanamıyorlardı. Aynen benim gibi. Tek yaş dökmeden yanlarına gittim. Birisinin güçlü olması gerekiyordu hem de çok güçlü olması. Sonra saatler geçti. Önce senin cansız bedenini odadan aldılar sonra eşyalarını ailene verdiler. Her yer soğuktu, her yerden mutsuzluk akıyordu. Gizlice seni kaldırdıkları morga geldim sonra. Güzelliğine bir daha bakmadan veda edemezdim. Daha kaldırmamışlardı o ölüm yuvalarına seni. Yüzüne dokundum. Soğuktun, buz gibi soğuk. Ama insan kokun hala üzerindeydi. Beni benden alan kokun… Ertesi gün cenazen oldu. Pek çok insanın katıldığı seni sevenlerin olduğu cenaze. Ben arkalardaydım, belki olur da gizlice izlemek için arkalara gelirsin diye düşündüm, gelmedin. Ama oradaydın, bana görünmesen de öyle. Bana görünmediğin zamanlar da hep oradaydın. Seni çok özledim. Yanımda olduğun, seni gördüğüm anlarda bile duyduğum o özlemden. Seni hala çok seviyorum…
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2010 | © Ali Uygur Selçuk, 2010
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |