..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilmek kadar kuşku duymaktan da zevk alıyorum. -Dante
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Sanat ve Sanatçılar > ömer akşahan




14 Nisan 2005
Ödemişli Güzide Bestekar Kasım İnaltekin (*)  
ömer akşahan
Bir konser vesilesi ile Ödemiş'e gelen Münir Nureddin Selçuk, bestecinin yaşamında bir dönüm noktası oluşturur.


:DCDE:
Ömer AKŞAHAN

Kasım İnaltekin 1925 yılında Ödemiş'te doğdu. Babası Saraybosnalı Hasan, annesi Üsküplü Halime İnaltekin'dir. İlkokul öğretmeni Şeref Beyin çabalarıyla henüz dokuz yaşında iken müzik alanına ilk adımını atarak Ödemiş Musiki Cemiyetine girmiştir. Cemiyet çalışmaları sırasında Rıza Karhan'dan özel dersler alarak, nota, usul ve repertuvarını geliştirmiş, ilk fasıl eserlerini meşk etmiştir.

Kasım İnaltekin, ilk bestesini yaptığında henüz 15-16 yaşlarındaydı. Bu bestesiyle 1948'de İstanbul'da düzenlenen bir beste yarışmasına katılmış ve beşinci olmuştur. Bu durum onun, bestecilikte hızla ilerlemesine neden olmuştur.

Askerlik görevini bando-mızıka takımında tamamlayan bestecimiz, buradaki müzik öğretmenlerinden de yararlanmayı ihmal etmemiştir.

Bir konser vesilesi ile Ödemiş'e gelen Münir Nureddin Selçuk, bestecinin yaşamında bir dönüm noktası oluşturur. Konser sırasında Kasım İnaltekin'i dinleyip, eserlerini inceleyen Münir Nureddin, ona İstanbul'a gelmesini önermiş ve yardımcı olacağını da ifade etmiştir. Böylece büyük bestekarın beğeni ve ilgisini kazanan Kasım İnaltekin ilk fırsatta İstanbul'a gelerek, büyük ustanın yardımıyla İstanbul Belediye konservatuvarına öğrenci olmuştur.

Okul yıllarını büyük ekonomik zorluklarla geçiren İnaltekin, 1951'de İstanbul Kristal Gazinosunda yapılan ses yarışmasında birinci gelerek "Ses Kralı" seçilmiştir. Bu olayın ardından birçok sahne teklifi almasına rağmen fasıl sanatçılığını seçerek, bu alanda kendini geliştirmiştir.

Fasıl alanındaki başarılarını fasıl ustası Kemal Gürses'e borçlu olduğunu belirten bestecimiz, Konservatuvar eğitim sırasında da Şefik Gürmeriç, Mesut Cemil ve Münir Nureddin Selçuk'tan çok yararlandığını gururla anlatır.

Besteci İnaltekin, Konservatuvar İcra Heyeti Sanatçılığının yanısıra İstanbul Radyosu fasıl programlarını da yönetmektedir. Günümüze kadar 200'ün üzerinde beste gerçekleştiren sanatçı, güfte, şiir ve manzum hikaye alanında da çalışmalarını sürdürmektedir.

Halen İstanbul PTT Telefon Baş Müdürlüğü çalışanlarından oluşan Türk Sanat Müziği Korosunu yöneten İnaltekin, boş zamanlarını kara kalem ve yağlı boya resim çalışarak değerlendirmektedir. Besteci evli olup, Pınar adında bir kızı vardır.

Kasım İnaltekin Ödemişli hemşehrilerine şöyle seslenmektedir:" Ödemiş benim doğduğum, yetiştiğim, acı, tatlı hatıralarımın geçtiği ana baba ocağımdır. Ödemişli olmakla daima iftihar etmişimdir. Velinimetim, hocam Rıza Karhan'ı hiç unutmam. Onu dualarımdan eksik etmiyorum. Derginiz Efe aracılığıyla bütün Ödemişli kardeşlerime en candan sevgi ve saygılarımı sunarım."

"Bana benden yakınsın", "Unutmam seni", "Sen gül dalında gonca" gibi tanınmış ve sevilmiş bir çok esere imzasını atan Kasım İnaltekin, Ödemiş sevgisinin bir belirtisi olarak güfte ve bestesi kendisine ait "Ödemiş dağları güzel" adlı eserinin ilk kez dergimizde yayımlanmasına izin vermiştir. Umarım bütün okuycularımız bu şarkıyı seveceklerdir.

ÖDEMİŞ DAĞLARI GÜZEL

Bahçelerden çiçeklerden
Koku gelir esen yelden
Kaderde ayrılık varmış
Meskenimiz gurbet elden

Neşe ile geçer gün
Dört bir yanı sardı ünün
Kevser gibi suları var
Bozdağ'ının Gölcük'ünün

Nakarat

Dağı zeytin bağı üzüm Ödemiş
Sana hasret gönlüm gözüm Ödemiş
../..
(*) Bestekar Kasım İnaltekin'i tanıttığım bu yazı, Ödemiş Efe dergisinin Mart 1991, 4. sayısında yayımlanmıştır.

Aşağıdaki yazıyı ise Sabah yazarı Mehmet Barlas Kasım İnaltekin'in 22.Şubat.2005'te ölümü dolayısıyla kaleme almıştır. Mehmet Barlas'ın yazısını bestekârımıza olan saygının bir gereği olarak ekliyorum. O, eserleriyle çoktan ölümsüzlere karıştı. Ruhu şad olsun. Ayrıca sayın Barlas'a da bir Ödemişli olarak teşekkür ediyorum. Ö.A.

"Her gece yollarda gözledim seni"     

Mehmet BARLAS

Bestekar-hanende Kasım İnaltekin'i de kaybettik. Belki onun faslını hiç dinlemediniz. Ama onun Hüzzam şarkısını bilmeyeniniz, duymayanınız var mı acaba?
"Her gece yollarda gözledim seni
İnan ki gönülden özledim seni
Güllerde aradım yakan buseni
Unutmam sevgilim unutmam seni"

Önceki gün Tülin Korman'ı ziyarete gitmiştim. Geçen ay kaybettiğimiz Recep Birgit'i, ortak anılarımızı seslendirerek hasretle hatırlıyorduk Melihat Gülses geldi birazdan. Üzgündü.
- Kasım İnaltekin'i de kaybettik, dedi.
Bu yazıyı yazmak için akşam masanın başına oturdum. Önümde Rahmi Kalaycıoğlu'nun "Türk Musikisi Bestekarları Külliyatı"nın Kasım İnaltekin'e ait olan 34'üncü fasikülü açık. Son sayfada bir fotoğraf var. Önde Şef Münir Nurettin Selçuk bulunmakta. "İstanbul Belediyesi Türk Musikisi İcra Heyeti"nin toplu fotoğrafı bu.

Tanıdık yüzler bir grup halinde yan yanalar. Necdet Yaşar, Radife Erten, Ender Ergun, Recep Birgit, Orhan Şener, Coşkun Sabah, Mefharet Yıldırım, Kemal Gürses ve Kasım İnaltekin.
Kasım İnaltekin, Ödemiş (1925) doğumluydu. Ailesi Saraybosna'dan göç etmiş. Dokuz yaşında müziğe başlamış, 16 yaşında ilk bestesini yapmış. Münir Nurettin onu Ödemiş'te dinlemiş ve İstanbul'a gelip, Konservatuvar'a girmesini teşvik etmiş. İstanbul'da 1951'deki bir yarışmada da "Ses Kralı" seçilmiş.
Sonra Kasım İnaltekin'in temel tercihi olan fasıl müziği ve hanendelik geliyor. Ve "Radyo Sanatçısı" oluyor. Yani şimdiki TRT'ye giriyor 50 yıl önce.
TRT ne yazık ki, Recep Birgit gibi Kasım İnaltekin'i de sonsuz yolculuklarına "Kadro dışı bırakılmış olmak" ıstırabı içinde gönderdi.

Bu satırları yazarken TRT 2'de, İncila Bertuğ ile Mehmet Güntekin'in hazırlayıp sundukları "Müziğimiz Kültürümüz" programında Nurettin Çelik "Hanende"nin, Münip Utandı da "Solist"in ne anlama geldiğini, yorumları ile anlatıyorlardı. O programda Nurettin Çelik'e "Hamparsum Notası" okumayı, hocası Adapazarlı Alyanak Efendi'nin öğrettiğini öğrendik.

Kasım İnaltekin de faslı Kemal Gürses'ten, Türk Müziği'nin temelini ise Konservatuar'daki hocaları Şefik Gürmeriç, Mesut Cemil ve Münir Nurettin'den öğrendiğini söylerdi.

Beyefendi bir insandı. Onu değişik lokallerde ve evlerdeki fasıllardan hatırlıyorum. Hep saygılı, hep sevgili ve hep özenliydi tanıdıklarına karşı.
Bestelerinin sayısı 100'ü aşkındı. Unutulmayacak bestesi "Her gece yollarda gözledim seni" Türk kültürü var oldukça hep söylenecek. Sadettin Kaynak'ın "Gönlüm seher yeli gibi"si, Selahattin Pınar'ın "Sormadın halimi hiç"i ve benzer şarkılarla birlikte Hüzzam faslının vazgeçilmezleri arasında bulunacaktır.

23 / 02 / 2005 / Sabah Gazetesi



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın sanat ve sanatçılar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Goethe Der ki...

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Nietzsche Ağladığında
Öğrenci Notu Üzerine...
Mustafa Erdal
Engellilerden Kutsal Çağrı
Atatürk Çocukları Kütüphanesi
Engellilerden Kutsal Çağrı
Ben İstediğim Sürece Yaşarım!
Ödemiş Üç Eylül Parkı İle Londra Hyde Park
Ev Ödevleri
Safranbolu"ya Aşık Olmak...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Hiçliğe Övgü [Şiir]
kalem [Şiir]
Küçük Mariya İçin Kar Senfonisi [Şiir]
Gece Dokunuşları [Şiir]
ayrılıklar [Şiir]
Ben Sizi Ölünceye Kadar [Şiir]
ahlat ağacı [Şiir]
Kayıtdışı Şiir [Şiir]
Sevda Anaforu [Şiir]
Ana [Şiir]


ömer akşahan kimdir?

Kendini nasıl anlatır ki insan… Oturup yazılmaya kalkılsa, her edebiyat işçisinin yaşamı kalın bir roman olur. Ben bunu zaman zaman yazdığım denemelerde ve şiirlerimde yansıtmaya çalışıyorum. Yapıtlarımı izleyenlere küçük birer ipucudur; söylenen her bir sözcüğümüz, tümcemiz. . Kendimi şiirde ilk keşfedişim beni aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı yaşattı ve düzene yenik düştüm. Yol göstericim de yoktu yanımda; düzene isyan edeceğime, şiire küsüp öyküye yöneldim. Bütün bu yaşananlar ortaokul dönemime rastlar. Yine bir gün düzen beni aldı, bir sonbahar yaprağı gibi Aydın Dağlarının zirvesine fırlattı. Yıl 1981. Ve beni yeniden hayata bağlayan sihirli gücün şiir olduğunu orada anladım. O gün bugündür, can yoldaşım, arkadaşım, sırdaşım ve en büyük sığınağımdır ŞİİR! İnanıyor ve haykırıyorum; şiir mabedinde yanmayan hiç kimse, ben buyum, ben şuyum diyemez. Tek inancım, ömrüm oldukça yazmaya, gerekirse yazdırarak da olsa şiire ihanet etmeyeceğim. Aydın’ın İncirliova ilçesinde, ‘53 yılının Ocak ayında, bir Kova erkeği ve sevgili annemin tek eşinden 14. yavrusu olarak dünyaya gelmişim. Babam ve annem ümmiydi. Okul yüzü görmemiş bir ailenin ilk üniversite mezunu olarak kutsal öğretmenlik uğraşımı resmi düzeyde ‘99 yılına dek sürdürdüm. Halen özel sektörde işimden arta kalan zamanlarda, öğrencilere Türkiye’nin hemen her noktasında şiir dersleri veriyorum, gönüllü. Yeni Türk şiirini mevcut Türkçe ve Edebiyat kitaplarından öğrenemeyen gençlere yeni Türk şiirinin kapısını aralamaya çalışıyorum. İnanın bu çalışmalarda şiir adına öyle ilginç olaylara tanık oluyorum ki, gözyaşlarınızı inanın tutamazsınız. Tüm uğraşlarımdan edindiğim çok önemli bir gerçeğin altını kalınca çizmek istiyorum: ŞİİR ÖYLESİNE SİHİRLİ BİR ANAHTAR Kİ, AÇMADIĞI BİR KAPIYI GÖSTEREN HENÜZ ÇIKMAMIŞTIR! Bugüne dek, bir çok edebiyat dergilerinde şiir, deneme, öykü, inceleme, gezi , anı yazılarımla yer aldım. ‘90’da Ödemiş EFE dergisi yöneticiliği, Almanya’da Almanca yayımlanan GEMEİNSAM adlı yayının sorumluluğunu yaptım. Almanca şiir, öykü denemelerinin yanı sıra yurda döndükten sonra da Almancadan Türkçeye şiir kazandırma çalışmalarımı yayımladım. ‘90’da “Nasıl Çalışalım? Nasıl başaralım?” adlı çalışmam M. E. B. ca tavsiye edildi. Egebank tarafından 3000 adet basıldı. ‘98’de ilk şiir kitabımı Sivas’ta yakılan 37 güzel insana adadığım için yalnızca 37 şiir içermektedir. Evliyim. Eşim de emekli sınıf öğretmeni olup, bir oğlum ve bir kızımla beraber yaşamımızı renklendirmeye çalışmaktayız.

Etkilendiği Yazarlar:
Mayakovski, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Cahit Tanyol


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2014 | © ömer akşahan, 2014
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.